Categories
Uncategorized

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (2. B&

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (2. B&

Sabah erkenden kalkıp işe gittim. Büroyu havalandırdım, çöpleri çıkarttım. Yarım saat sonra Ali bey geldi büroya, “Günaydın fıstık!” diyerek götümü avuçlayıp, sabah kahvesini istedi ve direk odasına geçti. Hemen kahvesini yaptım götürdüm. Beni çekti kucağına oturttu ve “Bir öpücük ver bakayım! Dün çok yordun bizi ya! Seninle çok işimiz var! Hele o götün sabaha kadar gözümün önünden gitmedi!” dedi. Dudaklarımı öptükten sonra göğüslerimi sıktı, “Hadi biraz emeyim şunları da, işimizi yapalım!” dedi. Gömleğimin düğmelerini açıp, sütyenimin askılarını indirdim. Memelerimi öptü, kokladı, yaladı ve emdi, sonra da, “Hadi git şimdi işinin başına!” dedi. Öğlene kadar odasından çıkmadı. Öğlen de, “Yemeğini sen burda ye, sonra da alışverişe çık, al şu parayı, kendine güzel seksi birşeyler al, akşamüstü gelirim ben!” deyip, bana AVM’de bir mağaza tavsiye etti.

Öğlen yemeğimi yedikten sonra, büroyu kapatıp AVM’ye gittim. Dediği mağaza çok lüks bir yerdi, çok kaliteli, seksi ve pahalı iç çamaşırları falan satıyordu. Ordan kendime iki takım seksi iç çamaşırı aldım, aynı renklerde topuklu terlik aldım, pahalı bir parfüm aldım, bir de beyaz saten gömlek aldım. Büroya döndüm. Akşamüstü Ali bey geldi. “Hoş geldin patron!” dedim. Güldü, “Hoşbulduk fıstık, aldın mı güzel birşeyler?” deyince, paketleri açıp gösterdim. “Çok güzel, aferin sana, bunları giyince tam bir oruspu olacaksın!” dedi. Ben de gülerek, “Ama sizin orospunuz!” dedim. “Hadiii git başımdan, azdırma beni şimdi!” dedi. Paketleri odama götürdüm dolabıma sakladım, sonra işimi yaptım. Akşam da erkenden beni eve gönderdi, “Yarın için iyice dinlen, öğlene doğru gel!” dedi.

Ertesi günü öğlene doğru işyerine gittim, açtım büroyu. Normalde Cumartesileri öğlene kadar Ali beyle ‘Fazla mesai!’ yapıyordum, ama bugün öğleden sonra Cavit beyi memnun edecektim. Tam etrafı temizliğe girişmiştim ki, kapı açıldı Ali bey geldi ve gülerek, “Hayırdır, ne yapıyorsun?” dedi. “Ortalığı toparlıyordum, bugün Cavit bey gelecek dedin ya?” dedim. Yine güldü ve “Bırak şimdi ortalığı, sen kendine bak! Cavit birazdan seni almaya gelecek!” dedi. “Tamam!” deyip, hemen üstümü başımı düzelttim, makyajımı tazeledim. Hazırdım. Ali bey, “Yanına dün aldıklarını da al!” dedi. O sırada Ali beyin telefonu çaldı. Konuşup kapadıktan sonra, “Cavit aşağıda seni bekliyor, hadi git! Unutma bak, onu perişan et, tamam mı? İhaleyi bizim almamız lazım, eğer senden memnun kalıp ihaleyi bize verirse, sana çok büyük ikramiye var!” dedi. “Sen bana bırak, hallederim!” dedim, dudağından öptüm ve seksi iç çamaşırların olduğu paketleri alıp aşağıya indim.

Aşağıda Buzgrisi renkte lüks bir Jeep bekliyordu beni. Kapıyı açtım, öne oturdum. Külotuma kadar sıyrılan mini eteğimi düzeltme gereğini bile hissetmedim. Kısa bir tanışma faslından sonra yola çıktık. “Gölbaşına gidiyoruz!” dedi. “Tamam!” dedim. Yolda havadan sudan, ordan burdan konuştuk. Güzelliğimden, Ali ve Mustafa beylerin beni nasıl beğendiklerinden bahsetti. Övgü dolu sözler söylemişler benim hünerlerim için. Sohbet ede ede, göl kenarında güzel bir villaya geldik. Arabayı villanın garajına soktuktan sonra içeri girdik. Harika bir villaydı. Elindeki poşetleri mutfağa koydu. Bahçeye ufak bir çilingir sofrası hazırladı. Etleri ızgaraya koydu. Ben de yardım ettim. Bu arada Cavit bey de Ali beylerin yaşlarındaydı. Çok güzel seks fıkraları anlatan, samimi, içten biriydi, sevecendi, nazikti. Ayrıca yaşına göre çok karizmatikti.

Izgaradaki etler pişince, oturduk yedik. Sonra sofrayı kaldırdık, içeri girdik. Duvarda kocaman dev ekran bir TV vardı. Ses düzeni harikaydı. Bira, kuruyemiş ve meyva getirdi, sehpanın üstüne koydu. Sonra bir porno film koydu. Evet, sanırım bizim sikiş başlamak üzereydi. Bana, “Yere oturalım rahatça şöyle, hadi gel!” dedi. Ben de, “Önce üstümü değiştireyim…” dedim, paketleri aldım ve giriş kattaki ilk gördüğüm odaya girdim. Üzerimi değiştirdim. Üstümde şimdi kırmızı dantelli bir Beybidoll vardı. Göğüslerim gözüküyor, ucunda kurdele vardı. Altımda yine kırmızı, dantelli tanga külodum vardı. Ayağımda ise topuklu, üstü tüylü bir terlik vardı. Kıyafetim kırmızı rujumla tamamlanmıştı. Saçlarımı açmıştım. Evet, bu halimle tam bir orospuydum. Salona döndüğümde porno çoktan başlamış, Cavit bey de üstünü çıkartmış, sadece Boxerla yerdeki beyaz uzun tüylü peluş halının üzerine oturmuştu. Beni görünce bir ıslık çaldı ve “Üfff, sen gel bakayım kucağıma otur!” dedi. Cilveli hareketlerle gittim kucağına oturdum. Beni uzun uzun öptü, göğüslerimi öptü, kulak memelerimi emdi, “Harika kokuyorsun!” dedi.

O benim kulak mememi emerken, ben de onun göğsündeki kılları okşuyor, kılları hafif hafif çekiyordum. Sonra elini bacağıma atıp, bacaklarımı araladı. Ben de bir ayağımı sehpanın üstüne koydum, iyice ayırdım bacaklarımı. Eli şimdi tangamı kenara çekmiş, amcığımı okşuyordu. Ben de onun Boxerını sıyırıp, ayaklarından çıkardım, yarağını aldım elime, sıvazlamaya başladım. Yarağının başı iyice şişmiş, morarmaya başlamıştı. Dayanamayıp toparlandım, hemen yarağına yumuldum. Yarağının başını yavaş yavaş dudaklarıma sürtüyor, dilimi gezdiriyordum. Bunu yaparken de taşaklarını okuyordum. Yarağını ağzıma alıp emmeye başladığımda, o da kasılıp inlemeye başladı. Keyif aldığı her halinden belliydi. Yarağı ağzımda iyice büyüyordu. Boşalmamak için kendini tutuyordu belli ki. Kısa bir an yarağını ağzımdan çıkarıp, “Hadi boşal ağzıma, yutayım döllerini, sik ağzımı hadi aşkım!” deyip yeniden soktum ağzıma ve emmeye devam ettim. Birden gırtlağıma kadar sokup yanardağ gibi patladı. Yutuverdim hepsini. Sonra ağzımdan çıkarıp yarağının başını öptüm ve “Sen harika bir erkeksin, yarağın çok müthiş, döllerinin tadı da bir başka!” dedim.

Sarıldı bana. Bu söylediklerimi daha önce hiçbir kadından duymamış. Biraz dinlendikten sonra beni yatırdı yere, tanga külodumu çıkardı, gömdü başını amcığıma. Kokluyor, öpüyor, yalıyor, parmaklarını sokup çıkartıyor amıma. Arada bir de baş parmağını götümün deliğinde gezdiriyor, başparmağını götüme sokmaya çalışıyordu. O böyle yaptıkça ben de zevkin doruklarına çıkıyordum. Sonra yeniden kalkmakta olan yarağını gösterdi ve sırtüstü yattı, beni üstüne ters aldı, 69 olduk. Ben onun yarağını emerken, o da göt deliğime diliyle masaj yapıyordu. İki parmağını amıma sokmuş, sanki parmağıyla kavanozdan bal çıkartıp yalıyormuş gibi, resmen zevk sularımla ıslattığı parmaklarını emiyordu.

Yarağı yeterince sertleşince beni üstünden indirdi, yere yatırdı, yan çevirdi, bacağımı araladı, arkadan amıma soktu yarağını. Gidip geliyordu. Bir taraftan da meme uçlarımı parmaklarıyla kıvırıyordu, ufalıyordu. Harika bir şeydi bu. Bir süre sonra yarağını amımdan çıkarıp, sırtüstü yattı ve kalkıp yarağına ters oturmamı söyledi. Kalkıp dediği gibi oturdum, yarağını amıma alarak. “Yavaş, kıracaksın!” dedi. Kalktım, tekrar aynı pozisyonda, ama busefer ağırlığımı vermeden, elimle yarağını tutup yavaş yavaş amıma sokup sokup çıkartmaya başladım. O ise ellerini başının altına kenetlemiş, yarağının amıma giriş çıkışını seyrediyordu. Sonra isteği üzerine yüzümü ona döndüm. Başladı sırayla memelerimi emmeye, bir taraftan da amıma pompalamaya devam ediyordu. Bu durum beni iyice azdırıyordu. İkimiz de aynı anda boşaldık.

Kan ter içinde kalmıştık. Banyoya gidip güzelce yıkandık. Banyodan çıkınca, o salona gitti, ben de iki dakika müsade isteyip paketleri bıraktığım odaya gittim. Bu sefer dantelli siyah iç çamaşırı takımı giydim. Üstüme de beyaz saten gömleği giyip, düğmelerini de kapatmadım. Salona gittim. Yine ıslık çaldı, müthiş olduğumu söyledi. Yanına oturdum. Bana da bira açmıştı. İlk defa bira içecektim. Biralarımızı içtik, biraz çerez, biraz meyva yedik. Biranın tadı rakıdan daha güzel geldi bana. İlk şişeler bitmişti, ikinci biraları da açtı. Kendimize gelmiştik biraz. Bacaklarımı okşadı. Saten gömleğimi çıkarmadan, dantelli südyenimin üstünden taşan göğüslerimi öptü. Sonra bacaklarımın üstüne yattı ve o halde südyenimden kurtartdığı memelerimi emmeye başladı. Ben de yine göğsündeki kılları çekiştiriyordum. Epeyce emdi memelerimi. Göz göze geldik. “Doydun mu memelerime?” deyince, “Doymak mümkün mü? Sabaha kadar emsem bu memelerini ve amını, doymam ben!” dedi.

Baktım yarağı yine kalkmıştı, elimi atıp okşadım biraz. Müsade isteyerek kalktı, çekmecelerin birinden Vibratör ve krem aldı geldi. Dörtayak üzerine domalmamı istedi. Domaldım hemen. Vibratörün titreşimini çalıştırıp, amıma soktu. Titreşim amımdan bütün vücuduma yayıldı sanki. Sonra, “Götüne girmek istiyorum, müsade var mı?” diye sordu. “Tabi erkeğim, neremi istiyorsan sikebilirsin!” dedim. “Harikasın, iyice aç bacaklarını ozaman!” dedi. Açtım bacaklarımı iyice. Göt deliğimi epeyce bir yaladı, parmaklarıyla genişletti. Sonra kremi de sürdü göt deliğime ve daha ne olduğunu anlamadan öyle bir soktu ki yarağını götüme, çığlığı bastım. İlk defa Ali bey sikmişti götümü, ama hiç bu kadar acımamıştı. Cavit bey şimdi götüme yarağını köküne kadar sokup çıkarttıkça, benden elimde olmadan anırır gibi sesler çıkıyordu. Amımda Vibratör titreşiyor, götüme de gerçek yarak girip çıkıyordu ve ben zincirleme orgazm olup boşalıyordum. Cavit bey ise parmaklarını ağzıma sokmuş, şuursuzca götümü sikiyordu…

Sonunda o da boşalmış ve yarağı götümün içindeyken üstüme kapaklanmış kalmıştı. İkimiz de burnumuzdan soluyorduk ve yine terden sırılsıklam olmuştuk. Dizlerimin ağrıdığını söyleyince, yarağını götümden çıkarıp üstümden kalktı. Beni de kaldırdı, gidip yıkandık tekrar. Ama bacaklarım titriyordu. Salona geldiğimizde bana, “Bitirdin beni aşkım, müthiş bir kadınsın, seni sürekli sikmek isterim, ama bu günlük bu kadar yeterli, hadi giyin de çıkalım!” dedi. Çok sevinmiştim buna, bir daha sikmek isteseydi dayanamazdım sanırım. O salonda giyinirken, ben de odaya gidip normal kıyafetlerimi giyindim. Salona geldiğimde çantama tomarla para koyarken gördüm. Birbirimize teşekkür edip, öpüştük, villadan çıktık. Arabaya bindik hareket ettik, ama bir süre götümün üstüne oturamadım, çok canım yanıyordu. Beni büronun önünde indirdi, kendisi devam etti. Ben de iç çamaşırlarımın olduğu paketleri bürodaki dolabıma koyup çıktım. Bir taksiye bindim, eve gittim.

Eve girer girmez, görümceme, “Başım ağrıyor, çok yorgunum!” dedim ve odama gidip yattım. Kayınpederim evde değildi, muhtemelen kahvehaneye gitmişti. Aradan birkaç saat geçmişti, görümcem geldi uyandırdı, “Yenge yemek hazır, hadi gel babam çağırıyor!” dedi. Kalktım, elimi yüzümü yıkadım, yanlarına gittim. Kayınpeder belli ki para istiyordu, fazla mesaiden geldiğimi biliyordu. Hemen çıkartıp geçen günkünden biraz daha fazla para verdim. Kayınpederim, “Aferin kızım sana, bak isteyince nasıl çalışıyor insan!” dedi ve parayı cebe indirdi.

Kayınpederimin ağzı kulaklarına varıyordu, çalıştığım ve para getirdiğim için çok memnundu. Hoş ben daha çok memundum bu durumdan. Hem evde oturup sıkılmıyordum, hem bir sürü para biriktiriyordum. Hem de bol bol yarak yiyordum ve erkeksizliğimi gideriyordum. Evdekiler de beni daha çok seviyorlar ve artık bana evişleri yaptırmıyorlardı. Yemekten sonra sofrayı da görümcem topladı, bulaşıkları yıkadı, çay demleyip getirdi, meyva hazırlayıp getirdi. Aslında görümceme de çok üzülüyordum, normalde benim yaptığım evişlerini zavallı kızcağız yapıyordu şimdi. Yine de keyfime diyecek yoktu, onlarla oturdum biraz TV seyrettim, sonra odama gidip yattım. Ertesi gün Pazar’dı, iş te yoktu, ‘Fazla mesai!’ de yoktu.

Pazar sabahı geç uyandım. Uyanık halde yatakta bir süre tembel tembel yattım, gerindim. Sütyen takmam, sadece külot ve gecelikle yatarım hep. Geceliği sıyırıp göğüslerime baktım, Cavit bey morartmış mı diye. Morluk falan yoktu, çok güzel görünüyorlardı. Açlıktan midem guruldamaya başlayınca kalktım. Sütyenimi takıp eşofmanlarımı giydim, elimi yüzümü yıkadım, salona geçtim. Kayınpederim yine kahvehaneye gitmişti. Görümcem evde tekti, TV’deki moda programlarından birini seyrediyordu kızcağız. Beni görünce hemen gülümseyerek kalktı, “Günaydın yenge, kahvaltını hazırlayım!” diyerek koştu mutfağa. Görümcem liseyi bu sene bitirmiş, evde kısmetini bekliyordu. Aklı fikri, biran önce zengin biriyle evlenip, evin baskısından kurtulmaktaydı. Babaevinde sıkılan her genç kız gibi, o da evlenince daha özgür ve bolluk içinde yaşayacağını sanıyordu. Görümcem çok güzel bir kızdı, boyu posu da yerindeydi, ama henüz hiç talibi çıkmamıştı.

Ben kahvaltımı yaparken, görümcem de bana eşlik etmek için kendine çay doldurdu. Neşeli bir şekilde kahvaltımı yaptım, sohbet ettik. Görümcem masayı toplarken kalktım yardım ettim. Sonra içimden geldi, “Hadi Müjgan, seninle bugün Kızılay’a inip, biraz gezip dolaşalım! Ben babamı arar izin alırım!” dedim. Görümcem, “Ciddimisin yenge!” diyerek sevinç çığlığı attı ve boynuma sarıldı. Ben de ona sarıldım. Ama o bana okadar sıkı sarılıyordu ki, eşofmanın üzerinden bile vücudunun sıcaklığını hissediyordum. Yanağı yanağıma, göğüsleri de göğüslerime yapışmıştı. Göğüslerinden göğüslerime sanki elektrik akımı geçiyor, tüm vücuduma yayılıyordu. İçim bir tuhaf olmuştu, göğüs uçlarımın sertleştiğini hissediyordum. Bacak aram da karıncalanmaya başlamıştı. Biraz daha o halde kalsak, kesin orgazm olacaktım.

Gülerek, “Tamam Müjgan! Yeter bu kadar!” dedim. Ama görümcem, “Seni çok seviyorum yenge!” diyerek daha sıkı sarılıyor ve yanağıma ıslak ıslak öpücükler konduruyordu. Sanki içimde ılık ılık birşeyler akıyordu. “Dur kız, boşaltacaksın beni!” deyince, görümcem sarılmayı bırakıp çekildi. Ama yüzü kıpkırmızı olmuştu. Acaba o da benim hissettiklerimi hissetmiş miydi, bunu bilmiyordum. “Hadi oyalanmayalım, giyinip çıkalım!” dedim. Giyinirken kayınpederimi aradım, “Baba, biz Müjgan’la Kızılay’a ineceğiz, biraz dolaşacağız!” dedim. O da, “Tamam kızım, ama akşam erken gelin! Haa, iktisatlı olun, gereksiz şeylere para harcamayın!” dedi. “Tamam baba!” deyip kapattım. Giyinip evden çıktık. Otobüs durağına kadar yürüdük. Ben ordan geçen bir taksiye el edince, görümcem şaşırdı, “Çok para tutar yenge, otobüsle gitseydik?” dedi. “Takma kafana, hadi bin!” dedim, arka kapıyı açtım, bindik. Şöföre Kızılay’a gideceğimizi söyledim.

Kızılay’da indik taksiden, yürüyerek epey bir dolaştık. Kavaklıdere, Küçük Esat, Tunalı Hilmi’de falan gezdik, Kuğulu parka gittik. Karnımız acıkınca güzel bir Cafeye oturduk, birşeyler yedik, içtik. Tabi iki tane genç güzel bayan olunca, erkekler sürekli takılıyor, asılanlar oluyor, çıkma teklifi falan ediyorlardı. Görümcem erkeklerin bu ilgisi karşısında hemen yılışıyordu. Bazıları çok yakışıklı gençler olsa da, ben onların bu teklifleri nazikçe geri çeviriyordum, (Kusura bakmayın, bizim sevgililerimiz var!) veya (Biz Lezbiyeniz!) diyerek görümceme sarılıp, yanağından öpüyordum. Erkekleri başımızdan savınca da, arkalarından gülüşüyorduk. Daha sonra yine Kızılay’a yürüdük, AVM’leri, mağazaları gezdik. Görümcemin içi gidiyordu vitrindeki pahalı şeyleri gördükçe. İstesem, gördüğümüz şeyleri alacak param vardı, ama görümceme bunu açıklayamazdım. Onun için birşey almadan çıkıyorduk. Akşama kadar gezdik, eğlendik, sonra bir taksiye atladık. Mahalleye gelince yine otobüs durağında indik, eve kadar yürüdük.

Eve girdiğimizde, kayınpederimin ilk sorduğu şey, “Gereksiz para harcadınız mı?” oldu. “Yok baba, sadece birer çay içtik!” dedim. Akşam yemeğini hazırlamakla yine görümcem görevlendirildi. Yemekten sonra, herzamanki gibi, hep beraber oturup, TV, çay, meyva faslından sonra, ben müsaade istedim, yatmak için. Yarın işe gitmem gerekiyordu çünkü. Ben odama girdikten hemen sonra TV’nin sesi kesildi, onlar da odalarına çekildiler. Geceliğimi giyinip, yattım, uyudum.

Kaç saat uyuduğumu bilmiyorum, gece bir ara odamın kapısının açılmasıyla uyandım…

[Hümeyra]

Categories
Uncategorized

Arkadaşımın Kuzeninin İçine Boşaldım

Arkadaşımın Kuzeninin İçine Boşaldım

Ümit’le çocukluğumuz beraber geçti. Ne zaman arkadaş olduğumuzu bile hatırlamıyorum. O benden 2 sene önce mezun olup iş hayatına atılmıştı. Yalova da bir iş bulmuştu. Hafta sonları İstanbul a geldiğinde görüşebiliyorduk. Yıllar evvel Yalova’lı biri ile evlenmiş olan teyzesi de oraya yerleşmişti. Burcu adında bir kızları olan bu ailenin evlilikleri uzun sürmemiş, Burcu 8-10 yaşlarındayken ayrılmışlardı. Ümit’in teyzesi de evlendikten sonra Yalova’da işe girip çalışmaya başladığından dolayı İstanbul’a dönmemiş, nafaka yerine kocasından aldığı evde yaşamlarına devam etmişlerdi. Ümit’le teyzesinin arası gerçekten iyiydi. Yıllarca birbirlerinden uzak yaşamalarına rağmen bağları hiç kopmamıştı. Kısacası anne yarısı olmanın hakkını vermişti teyzesi.

Ümit Yalova’da iş imkanı bulunca, teyzesi kabul etmesini telkin etmişti. Ümit’in kafasındaki plan, işin ilk aylarında teyzesi ile beraber yaşamak daha sonra kendi evine çıkmaktı. Bu planı hiç gerçekleştiremedi.

Ümit benden iki yaş büyük, Burcu ise benden iki yaş küçüktü. Ümit mümkün olan her hafta sonu İstanbul’a ailesinin yanına gelirdi. Eğer uygunsa teyzesi ile kuzenini de beraberinde getirirdi. Bazı hafta sonları teyzesi çalışıyorsa Burcu’yla gelirlerdi. Bende Burcu’yla böyle bir hafta sonu buluşmasında tanıştım.

Teni benimkinden esmer, yeşil gözlü, memleketimizin kızlarına göre uzun sayılacak 1.70 cm civarında boyu ve kumral saçlarıyla güzel bir kızdı. Vücudu zayıf ya da balık etli değildi. Tam olması gerektiği gibi vücut hatlarına sahipti. Liseden sonra açık öğretime girmiş, birkaç dönem kalsa da açık öğretim son sınıfa ulaşmıştı. Okuduğu sürece düzenli bir işe girmemiş, annesinin çalıştığı şirkette belirli dönemlerde stajyer gibi çalışmıştı.

İlk buluşmamızda Beşiktaş’ta bir puba gittik. Ümit, Burcu ve ben gecenin geç saatlerine kadar içtik. Burcu pek muhabbete katılmasa da, ben sorular sorarak konu ile ilgilenmesini sağlıyordum. Alkolünde etkisiyle gecenin sonunda tavır ve hareketleri aşırı çekici gelmeye başladı. Sabah için Karaköy’de kahvaltı planı yaptık. Ümit’in üniversiteden beri yazıldığı ama bir türlü birlikte olamadığı, platonik aşkı olan Seda’yı da çağırdık. Kahvaltıdan sonra sahilden Beşiktaş’a doğru yürüdük. Yolda Ümit’le Seda önümüzden yürüyor biz Burcu’yla arkalarından takip ediyorduk. Seda’ya hayatıyla ilgili sorular soruyordum. Dün akşamki durgun kız, düşündüğü, yaşadığı, yaşamak istediği ne varsa anlatmaya başladı. Bende ilgili sorularla onu teşvik ediyordum.

Önümüzde yürüyen Ümit, bir ara elini Seda’nın beline attı. Bunu zaman zaman yaparlardı. Ümit için çok anlam ifade etse de Seda arkadaşız modundaydı. Bu hareketten sonra Burcu’ya Ümit’in Seda’ya ilgisi olduğunu ama bir türlü kabul ettiremediğini anlattım. Konu onların ilişkisinden bizim ilişkilerimize kadar geldi. Öğrenmek istediğim ilişkisi olup olmadığıydı ve en son geçen sene biriyle çıktığını anlattı. Burcu Yalova’da yaşamak istemiyordu. Mezun olunca İstanbul’da iş arayacağını söylüyordu. İş için yardımcı olabileceğimi söyledim. Telefon numaralarımızı aldık.

Akşam son Yalova feribotuyla Ümit’le Burcu gideceklerdi. Seda’yla onları feribota bırakıp evlerimize dağıldık. İlk iş facebookta onu aradım. Etiketlendiği birkaç fotoğraf dışında bir şey görünmüyordu, bende ekledim. Ertesi gün kabul etti. Facebook üzerinden bir süre yazıştık. Fotoğraf altı yorum yazmasam da sohbet sırasında güzel çıktığı fotoğrafları övüyordum. Artık facebookta karşılaştıkça kısa ama güzel sohbetler ediyorduk.

Bir sonraki hafta Ümit yalnız geldi İstanbul’a. Ben önümüzdeki ay birkaç gün iznim olduğunu, birkaç günde o izin alırsa kısa bir tatile gitmek istediğimi söyledim. Aklımda Avşa adası vardı. Bu bir aylık sürede Burcu’yla sürekli telefonda ve facebookta konuşuyorduk. İkimizinde itiraf etmediği bir ilişki yaşıyorduk. Gece boyu telefon konuşmaları, gündüz mesajlaşmalar. Öpüşmekten, yan yana uyumaktan bahsediyorduk.

Ben izini ayarlayıp Ümit’e haber verdim. Ümit Cuma izin alayım, Cuma-Cumartesi-Pazar Çınarcık’a gidelim dedi. Bir de Seda’nın gelme ihtimali çıkınca bu planı kesin uygulamaya karar verdik. Hafta sonuna doğru Seda’nın gelmesi de kesinleşti. Perşembe akşamı şirketten aracı alıp, yoldan Seda’yı aldım. Körfezi dolaşıp Yalova’ya geçtik. Yolda Seda ile Ümit’i konuşurken, aralarında iyi bir arkadaşlık olduğunu bunu bozmaktan korktuğunu söyledi. Ümit’in bunu bozmayacağına emin olduğumu eğer o da bozmazsa birlikteliklerinin ikisine de mutluluk getireceğini anlattım. Tabi Yalova’ya varınca Ümit’e durumu anlatıp, kızda istiyor bilgisini verdim.

Yalova’dan Burcu ile Ümit’i alıp Çınarcık’ta bir pansiyona yerleştik. Kızlar bir odada biz bir odada kalacaktık. Akşam çıkıp sahilde biraz yürüdükten sonra bir mekana girip rakı balık yapalım dedik. Bir büyük bir ufağı kızlarla beraber içtik. Birkaç bira alıp denize karşı oturabileceğimiz sakin bir yere geçtik. Ümit ile Seda çimlere uzanıp sarılmışlardı. Bende Burcu’nun omuzuna elimi atmış muhabbet ediyorduk. Bir ara Ümit’le Seda öpüşmeye başladılar. Ben Burcu’yu elimle dürtüp onları işaret ettim. Kafası onlara dönükken kafamı boynuna yaklaştırdım. Kafasını bana doğru çevirince burun buruna geldik. Ben dudaklarına ufak bir öpücük kondurdum. Sonra bir iki öpücük daha derken dilimi diline değdirdim. Birkaç saniye öpüşüp bıraktık.

Ertesi gün sahildeki beach clublardan birine gittik. Akşamdan kalma olduğumdan o kadar sesin içinde iki buçuk saat uyudum. Uyandığımda Ümit’le Seda denizde yüzüyor. Burcu yanımda kitap okuyordu. “Denize girmek ister misin?” diye sordum. Birlikte denize girdik. Su hakikaten çok soğuktu. Dişleri birbirine çarpıyordu. Isıtma bahanesiyle sarıldım. Sonra sırtıma sarılmasını, öyle açılmayı teklif ettim. Suyun çenemize geldiği yere kadar açıldım. Su onun boyunu geçiyordu ve hala çok soğuktu. Bir iki sağa sola yüzdükten sonra yüz yüze bakarken ayağını alıp belime doladım. Diğer ayağını kendiliğinden o sardı. Elimi beline doladım. Amı tam sikimin başına denk gelecek şekilde sarıldık. Sikim hareketlenmişti. Daha derin yere doğru ilerledim. Fazla yüzmeyi bilmediği için çırpındı. O esnada elimi kalçasına attım. İki parmağım bikinisinin içinde fakat deliklerine yakın değildi. Göğüsleri kocaman değildi fakat 85-90 civarı bir ölçüsü vardı. Tam çenemin altında duruyorlardı. Ayağının değdiği yere kadar kucağımda götürüp bıraktım. Suyun altından gıdıklama bahanesiyle ona dokunuyordum. Aynısını o da yapıyordu. Çırpınırken ayağı sikime çarptı. Pek bir şey hissetmedim ama refleks olarak reaksiyon gösterdim. O ciddi bir şey oldu sandı, bende bozuntuya vermedim. Elini karnıma koydu, benim elim penisimin üzerindeydi. Bir şey olduğunu düşünüp çıkalım dedi. Karnımı tutuyordu. Karnımda bir şey yok, daha aşağıda darbe alan yer dedim. Elini, sikimin üzerinde bulunan elimin, üzerine koydu. Elimi çekip , onun elini taşaklarımın üzerine koydum. Biraz sıktı, sonra bıraktı.
– “Bir şey yok işte bir de korkutuyorsun insanı” dedi.
– “Şimdilik bir şey yok kullanacağım zaman çalışmazsa ne olacak” dedim.
– “Ne zaman kullanacaksın ki” diye sordu.
– “Hemen şimdi kullanmam lazım” deyip beline sarıldım. Kendime doğru çektim. Sırtını kendime doğru çevirip arkasından sarıldım. Çırpındı ama ciddi şekilde değil. Ben arkasından sarılıp sikimi götüne dayadım. Birkaç saniye sonra bıraktım.
– “Millet bize bakıyo, yapma” dedi.
Gerçekten de yaşlı bir çift bize doğru bakıyordu, bıraktım. Birlikte sahile çıktık.

Çınarcık’ta Kale Club diye bir disco-bar var, bilenler bilir. O akşam Demet Akalın gelecekmiş. Kızlar gitmek istedi. Bizde tamam dedik. Yemekten sonra arabayla oraya geçtik. Kişi başı 40 TL’yi ödeyip girdik. Birkaç içki aldık. Kadın on bir gibi çıktı. Bunun çıkışıyla kızlar delirdi. Özellikle Burcu kafayı buldu, bana sürtüne sürtüne dans ediyordu. Abartı olmasın ama bir elini boynuma sarmış, bacağımı bacaklarının arasına almış, cowgirl dansı yapıyordu. Kadın bir saat sarkı söyleyip indi, sonra rutin dj parçalarıyla biraz daha dans ettik. Saat iki gibi bardan çıkıp, bira aldık. Dün akşamki tepeye çıktık. Ümit’le Seda çimlere yattı, biz arabanın içinde içmeye başladık, tabi bir süre sonra öpüşmeye de. Koltukta bağdaş kurmuştu. Elimi bacaklarında gezdiriyordum. Sahilde ayakları çok dikkatimi çekmişti. Siyah ojeli çok düzgün parmaklar, pedikürlü tırnakları vardı. Elimle parmaklarını okşuyor, bir yandan göğüslerini öpüyordum. O, Ümit dışarda olduğundan biraz çekiniyordu.

Arabadan çıkıp kaportaya yaslandık. O kaportanın üzerine çıkıp yine bağdaş kurdu. Bira şişesini bacaklarının arasına sıkıştırdı, açıkçası amını soğutuyor gibime geliyordu. Sikim kazık gibi oldu. Bacaklarının altından görünen ayakları beni çıldırtıyordu. Elimi ayaklarına attım, yine okşuyordum.
– “Ayaklarımda ne var” diye sordu.
– “Nasıl ne var” dedim.
– “Neden elliyosun” dedi.
– “Çok güzeller” dedim.
Ayak fetişi olmayan birinin anlaması güçtü. Anlatamayacağım için uğraşmadım da. Ama o geceye kadar güzel vücutlu güzel yüzlü sevişmek isteyeceğim bir kızdı benim için. Ama ayaklarını gördükten sonra ona doğru bakınca bile için bir garip oluyordu. Ayaklarını sikimin üzerinde hayal ediyordum. Sikime dokunmadan boşalacak gibi oluyordu.

Ümit’le Seda yanımıza geldi. Uykularının geldiği gideceklerini söylediler. Açıkçası hiç birlikte gidelim falan da demediler. Ben mevzuyu anladım. Ümit işi bağlamıştı.
– “Gelmek zorunda değilsiniz” dedi Ümit. “Biz yürüyerek gideriz” diye ekledi.
Burcu olayı anlamadığı için nasıl yürüyeceksiniz o kadar yolu falan dedi. O kadar da uzak değildik pansiyondan. On beş-yirmi dakika yürüseler rahat ulaşırlardı. Ben üstelemedim.
– “Bir iki bira daha alayım öyle geliriz biz, siz gidin” dedim.

Ümit Burcu’dan çekindiği için, ponsiyondaki oda boşken işini halletmek istiyordu. Onlarla ana yola kadar yürüdüm. Yolda onlar için sevindiğimi, bunca yıllık arkadaşlığın, şahane bir aşka dönüşebileceğini falan anlattım. Büfeden iki bira alıp Burcu’nun yanına döndüm. Arabayı bırakıp sahile inelim dedim.

Saat 4’e geliyordu. Sahil, özellikle bizim bulunduğumuz yer bomboştu. Kuma oturup sırtımı kayaya yasladım. Kolumu boynuna dolayıp göğsüme yatmasını sağladım. Bir yandan konuşuyor, bir yandan bira içiyorduk. Elimi göğsüne koydum, sütyenin üzerinden okşuyordum. Sonra dudaklarına yumuldum. Elini alıp sikime götürdüm. Şortumun önünü patates gibi şişirmişti. Elini tutup nasıl okşaması gerektiği göstermeye çalışıyordum. Aslına bakarsanız gerekte yoktu, işi az çok biliyordu. Sikimi çıkarmasını söyledim. Düğmeyle uğraşırken elimi artıp fermuarı açtım. Boxerı indirip başını çıkardım. Burcu nun başını sikime doğru bastırdım. Sikimin başını ağzına aldı. Hem emiyor, hem başını sokup çıkartıyordu. Elimi götüne attım. O beni yalarken şortumun düğmesini açıp sikimin tamamını çıkardım. Alabildiği kadar ağzına alırken, bende onun sortunun içine elimi sokmuş götünü yoğuruyordum.

Sol kolunun üzerine kumlara yatırdım. Şortunun düğmelerini açıp sıyırdım. Tazecik ve pürüzsüz götüne sikimi dayayıp sarıldım. Sokmadan git-gel yapıyordum. Bir yandan boynunu emiyordum. Sikimi tutup deliğini aramaya başladım. Bacaklarını sıkıca kapatmış, amcığı bacaklarının arasında kalmıştı. Sikim göt deliğini üzerine yerleşiyordu. Amcığının ıslaklığından kayıyor, bacaklarının arasına giriyordu. Şortundan bir bacağını çıkardım. Götünü tutup sikime doğru çektim. Götünün sağ tarafını tutup araladım. Sikimin patlayacak kadar şişen başını amcığına dayadım. Gecenin başından beri bacağıma, sikime sürtünmekten sırılsıklam olan amcığı, olgun şeftali gibi yumuşacık ve şişkindi. Birkaç denemeden sonra sikim amcığının alt kısmına yerleşti. Başının girebileceği kadar ittirdim ama deliği henüz açılmamış, deliğinin girişi esniyordu.

O dakikaya kadar bakire olma ihtimalini düşünmemiştim. Tavır ve hareketleri işi bildiğini gösteriyordu. Başımı boynundan kaldırdım, kulağına doğru eğilip,
– “Bakire misin” dedim.
– “Bilmiyorum” dedi.
İçindeki Kezban çıkıverdi. “Bilmiyorum” ne demekti. Açıkça bakire değilim ama sen hele bir sok ben duruma göre bir yalan uyduracağım diyordu. Bakire olması işime gelmezdi. Ümit benim en eski arkadaşımdı. Bakire kuzenini sikip ortada bırakamazdım. Burcu’nun havası bozulmuştu. O koynumda kurbanlık koyun gibi uzanmış, sikilmeyi bekleyen kız gitmişti. Bozuntuya vermeden sikimi zorlamaya başladım. Sikimin ucu bir yere takılıyordu. Daha sonra odada yaptığımız sekste amını yalarken farkettiğim bir kuytuluk vardı deliğinin hemen üzerinde. Sikimin başı sonunda oradan kurtulup deliğine yerleşti. Yavaş yavaş içine doğru ittirdim. Acıyla sessiz bir çığlık attı. Duracak durumda değildim. Amcığının duvarlarını yara yara sikimi kökledim. Sikimin tamamı girene kadar inledi. Birkaç git-gel yaptıktan sonra amcığı sikime alıştı. Öylesine yumuşak ve kaygan bir deliği vardı ki kendimden geçtim. Elimi sütyeninin içine sokup göğüslerini ve küçücük göğüs başlarını mıncıklamaya başladım. Pozisyon gereği çok hızlı pompalayamıyordum ama yine de hızlı hızlı gidip geliyordum. Yaşlaşık on dakika sonra kendini sikime doğru itmeye başladı. O da gelmek üzereydi. Ben onu pompalıyor, o kendini sikime itiyordu. İlk gelişinde bende gelmek üzereydim. Nefes alışı inanılmaz derecede hızlanmıştı, çığlık atamadığı için kendini sıkıyor, daha bir hızlı kendini bana itiyordu. Boşalması biterken elini arkasına uzatıp belimi tuttu. Beni bitiren hareket o oldu.

Hayatımda biri Azeri, biri Ukraynalı olmak üzere iki kere hayat kadınlarıyla birlikte oldum. Onlar dışında hiç prezervatif kullanmadım. Partnerimin ağzına ya da göğüslerine boşalmak benim olayım. Tam boşalacağım anda kendimi hep çekebildim. Ama o gece, Burcu’nun aşkla belime tutunması kontrolümü kaybettirdi. Geldiğimi hissettim ama içinden çıkamadım. Elini belime koymasıyla daha da hızlandım. Kalça kemiğim kuma sürtünmekten acıyordu. Burcu’ya boşalacağım dedim ama ne dediğini bile hatırlamıyorum. Gırtlağımdan hırıltılar çıkararak döllerimi amcığının derinliklerine boşaltmaya başladım. Burcu ritmimden ve hırlamalarımdan daha da azdı. İkinci kez geliyordu. Kumun üzerinde yeni kopmuş kertenkele kuyruğu gibi bir dakika kadar olabilecek en yüzsek hızla debelenerek orgazmın doruklarında gezdik. İçinden çıktığımda sikim yarıya kadar inmişti. Beş dakika kadar hareketsiz yatmış olmalıydık.
– “İçine boşaldım. Ertesi gün hapı al” dedim.
Daha önce de şüphelendiğim durumlarda birkaç kadına bunu söylemiştim. Hepsi de bozulmuştu. Burcu’da da öyle oldu. Benden gayrı meşru bir çocuk istemediğini biliyordum ama kadınların hamile kalıp evlenmek gibi bir fantezilerinin olduğunu da düşünmüyor değilim. Kalkıp topalandık. Pansiyona geçtiğimizde Ümit le Seda ayrı odalarda uyumuşlardı. Sabah kahvaltıda Ümit Seda ile aynı odada uyumak istediklerini söyledi. Tatilin geri kalanında dünyadaki cenneti bulmuştum. Kalan iki gecede de Burcu’yla sabah kadar uyumadık.

Categories
Uncategorized

Köyde Annemi Siktim 1 ci bölüm

Köyde Annemi Siktim 1 ci bölüm
KöydeAnnemi Siktim 1 ci bölüm
Merhabalar sizlere yaşamakta olduğum bir anımdan bahsedeceğim. Yaklaşık olarak 2 yıldır annemle ensest ilişki yaşıyorum ve bu zamana kadar bol bol ensest hikaye okumama rağmen böyle bir şey yaşayacağımı tahmin bile edemezdim. Nedenine gelince çoğumuzunda bildiği gibi türk aile yapısında annenin kutsal bir değer taşımasından kaynaklanıyor. Ama yaşadığım ve halen yaşamakta olduğum olayı göz önüne getirirsek, ilişkinin tapuları yıkmış olması, heyecanı insanı zevk kasırgalarının içine sürüklüyor.Öncelikle kendimden ve ailemden söz edeyim kısaca. Anlatacağım olaylarda kesinlikle hiç kimsenin ismini kullanmayacağımı belirtmek isterim. Ben 27 yaşında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Çokta yakışıklı olmasam da eli ayağı düzgün denilebilecek bir tipim var. Ailem Denizli’nin bir ilçesinde, küçük bir köyde geçimini hayvancılıkla yani çiftçilikle sağlıyor. Babam kış aylarında koyunları ağılda besler ilkbahar gelip otlar yeşermeye başlayınca da meraya otlatmaya götürür. Babam 51 yaşında kendi halinde bir adam. Annem ise babamdan 6 yaş kadar küçük. Evlendiklerinde annem 18 yaşına yeni girmiş daha anlattıklarına göre. Hatta babam annemi kaçırmış daha sonra evlenmişler. Ailenin tek çocuğuyum. Neyse aileyi bu kadar tanıtmak yeter sanırım. Hiç vakit kaybetmeden sizlere annemle yaşadığım ilişkinin nasıl başladığını anlatmak istiyorum. İnanın yazarken bile heyecandan ellerim titriyor. Çünkü nerden nasıl başlayacağımı bilemiyorum bir türlü. İki yıl önce okulun birinci sınıfını kayıpsız bitirince soluğu köyde aldım. Daha önce bahsettiğim gibi yaz ayları olmasından dolayı babam hayvan otlatmaya gider pek evde durmaz hatta yaz aylarında haftada bir gün ya gelir ya gelmez eve. Merada bir alanı çevirip kendine derme çatma bir kulübe yapar ve sadece azık almaya uğrar eve. Köyde ilk günler zevkli neşeli geçmesine rağmen iki hafta sonra sıkılmaya başladım. Ankara’nın ve okulun hızlı temposundan çıkıp köye gelmek insanı bir noktadan sonra sıkıyor elbette. Sıkıntının üzerine birde abazalık eklenince iyice artık kendimce kudurmaya başlamıştım. Okuldayken ve hele hele iletişim fakültesi gibi bir yerde okuyorsanız kız düşüremeyene ancak ve ancak mal derler tabiri caizse. Elbette bende düşürecek bir sürü hatun denk getirmiş ve okul boyunca seks hayatı olarak günümü gün etmiştim. Ama köyde durum böyle olmuyor tabi. Mevsim olarakta herkes işinde gücünde olduğundan etrafta bakmaya bile kız bulamıyorsunuz. Tam bu sıkıntı ve abazalık günlerimde bir olaya şahit olmamla birlikte anneme bakış açım değişti. Hoş olayda annemin hiçbir suçu günahı yoktu aslında ama ben şeytana uyup bu durumu fırsata çevirdim. Bir gün babama meraya yiyecek birşeyler götürmeye gittim ve avare avare eve doğru yol aldım. Eve geldiğimde avluyu geçip tam içeriye girecektim ki komşu Hatice nine ile annemin konuşmalarına kulak misafiri oldum. Annem Hatice nineye muhtar Osman’ın kendisine sarkıntılık ettiğini ve sıkıştırmaya çalıştığını, her seferinde muhtarın elinden kurtulduğunu ama bir gün başına kötü birşeyler gelmesinden korktuğunu anlatıyordu. Önce kendi kendime dön git muhtarı döve döve öldür dedim ama sonra adımız çıkacak oğlum bak annen hep kaçmış sadece korkuyor kadın değmez diye düşündüm. Hatice nine annemi teselli edici sözler söylüyordu. Ama o anda annemin söylediği söz bende değişik duygular yaratmaya başladı. “Hatce nenem benim essah korktuğum muhtar felan deel. Ben evellallah haklarım onu emme biliyon benim herif yıllar oldu bana el sürmedi bir gün kendime yenik düşerin deye korkuyon ben” “Kızım Allah korusun o ne biçim söz öle” “Ne yalan mı deyen sana Hatce nenem. Hem vallah hem billah kendimden korkuyon. Bir gün he deyiveririn de namusumu iki paralık ederin deye korkuyon” “Sen kendine mukayyet ol gızım” “Olmasına oluyon da nenem ne bilen korkuyon da işte” Hatice nine töbe töbe söylemleri içerisinde ayağa kalkarken “gızım düşünme öle şeyler, sen kendine mukayyet ol düzelir gide elbet her bişeyler” “sen öyle deyosan bana da sabır düşe nenem. Ne deyen ama korkmuyon desem yalan valla” daha sonra Hatice nene ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldi, bende az geri çekilip yeni gelmişim gibi seslendim “Anaaaa Annaaaaa evdemin” Annem ile Hatice nene kapıda göründüler “He burdayın oğlum nere gitcen bu saatte. Hatce nenenle laflıyoduk şimdi de onu uğurleyon” Hatice neneye nazikçe selam verip hal hatır sordum ve maşallahlar içinde bana söylene söylene gitti kadın. İçeri girip oturdum annem “çay va olum içcen mi” dedi. “İçerim ana hem hararetimi alır iyi gelir” dedim. Annem çay getirmeye giderken arkasından anneme ilk defa alıcı gözle baktım. Altında bol basmadan yapılmış donundan bile kocaman yusyuvarlak kalçaları belli oluyordu. Göt yarığına donun bir kısmı toplanmış girmiş dibek taşı gibi sallanıyordu kalçaları. Beli nispeten inceydi annemin. Öyle ince belli bardak gibi bir vücut yapısı vardı. Üzerine giydiği gir bluzunun v yakasından hafifçe taşıyordu kocaman memeleri. Başındaki siyah kımızı çiçek yeşil yapraklı yazması da yakışıyordu aslında giyimine. Annem kıvırta kıvırta salondan çıkarken işte ilk defa annemi sikme hevesi oluştu içimde. Sikmesine sikilirdi de bu abazalıkta peki ya nasıl olacaktı. Mesele babam değildi nasılsa hafta da bir kere ya geliyor ya gelmiyordu, mesele annemde değildi babamın iktidarsızlığı veya vurdum duymazlığı yüzünden yanıp tutuştuğunu öğrenmiştim. Mesele nasıl annemi böyle bir şeye ikna edecektim. Annem çayı getirdiğinde bile bana uzattığını bunları düşünmekten görmemiştim. Annem “olum dalıp gitmişin sen ya, ne düşünüp durun” dedi. “şey şey anne. Hiç

ölesine düşünüyom yav” “ne bilen baya bi dalmışsın olum sen” “boş ve annem benim. Daldıysam yüzer çıkarım deyip güldüm” çayımızı yudumlamaya ve sağdan soldan konuşmaya başladık. Aslında konuşurken de annemi nasıl bu işe ikna ederim diye kendimce düşünüyordum. Birden kafamdaki ampuller sıra sıra yanmaya başladı. Tabi ya nasıl olacak muhtar olayından düşürecektim annemi tongama. Olay köylünün dilindeymiş adı çıkmış gibi yapıp sonra da annemi bir şekilde bu işe ikna edecektim. Avluda boş boş gezinip dururken güzelce planı yaptım. Akşamüstü yemekten önce kahveye gitme bahanesi ile evden çıktım ve yarım saat dolaşıp eve geldim. Annem yer sofrasını kurmuş beni bekliyordu. Düşünceli bir halim varmış gibi sofraya oturdum. Yemeğimi yerken hiç ses etmiyordum. Annem sofrayı kaldırdı ben yine düşünceli düşünceli oturuyormuş gibi yaptım. “olum sende bugün birşeyler var neye sölemiyon bana” “boş ver anne” “boş vemesine boş vecende şu haline bak anlat hele olum” “boş ver dedim ya anne, boş ver dediysem boşver işte” dedim biraz sinirli gibi sesimi yükselterek. Elimi cebime attım ve bir sigara yaktım. Annem “olum neye bağırıyon ne va anlat bakem anana” “anlatem anlatem anne de sen neden böyle bir şey yaptın bize” “ne yapmışım ben olum” “ne olduğunu bana mı soruyon” “ne bilen olum bir şey bilmeyon ki kime soren” “sor tabi ya sor. Onca haltı ye sen sonra bana sor” “ne diyon olum sen” “ne mi diyorum anne kahveye gideyim dedim herkes seni konuşuyor, muhtarla düşüp kalkıyor kocasını boynuzluyor diyorlardı. Akılları sıra beni de görünce sırıtmaya başladılar. Bozuntuya vermedim hiç bir şey duymamış gibi yaptım ama sen neden böyle bir şey yaptın anne. Neden babamı aldattın. Neden kara leke sürdün üzerimize” “olum ne diyon sen” “işte bunları diyorum anne anlat bakalım milletin dedikleri doğru mu” “yok olum olur mu heç öle bişey” “eeee nerden çıkarıyorlar bunları” “diyorlar ki muhtarla gizli kapaklı buluşup iş pişiriyomuşsunuz” “olum kurbanın olem yok öyle bir şey” “yok ha yok babam gelsin ona da söyle o zaman” “oğlum dellendin mi sen ne dediğini duyuyon mu baban bi şey demeden öldürür keser beni” “keser ya keser hiç olmazsa namusumuz temize çıkar” “olum yok öle bir şey. Bir iki kere muhtarla gonuştum doru emme” demeye kalmadan “bak işte kendin söyledin demek ki millet doğru diyor” diyerek kalktım yerimden ve odama gittim. Annem ardımdan ne kadar yalvardı yakardıysa ses vermedim. Annem odamın kapısında yalvarıyordu ama açmıyordum kapıyı. En sonunda ağlamaya başlayınca açtım ve içeri aldım onu. “başından sonuna kadar anlat herşeyi yoksa babama duyduklarımı söyleyeceğim” “tamam tamam anlatcan olum hele bir dur” “tamam anlat dinliyorum seni” “olum bak valla muhtarla oynaşmam felan yok. Emme muhtar bir iki kere beni sıkıştırmaya kalktı elinden kurtuldum bi şekil valla başka da bir şey yok” “neden inanayım sana işte bak kendin diyosun buluşmuşsun” “olum valla buluşma felan değil bir şekilde sıkıştırmaya kalktı beni emme bir şey yapamadan gaçtım elinden” “sus yalan söylüyorsun belli bir şeyler yaptınız siz dinlemek istemiyorum” dedim ve avluya çıktım. Annem bıraktığımda ağlıyordu. Bir sigara içip geri döndüğümde hala ağlıyordu. “olum neden inanmıyon anana, bu halimde bile ben babanın namusuna kara sürmedim” “ne varmış halinde daha ne yapacaksın” “boş ve işte sen bil ki ben kimseye namusumu kirlettirmedim” “inanmıyorum sana herkes ballandıra ballandıra muhtarla seni konuşuyor” Annem ağlamaklı şekilde söylenmeye başladı “yılllar oldu baban benden elini çekeli. Ama ben hiçbir allahın kuluna yan gözle dahi bakmadım neden yalan diyen sana olum” “o demek anne. Babam senden ne eli çekecek. Kılıf arayıp kendine babama da iftira atma” “ne iftirası olum babanda 4-5 yıldır o işe niyet yok yalan mı diyen sana. Ama her ne olursa olsun gocam sonuçta namusuna da leke sürdürmem” birden şok olmuş gibi yaptım ve yatağımın üzerine oturdum. “ne diyon anne sen babam iktidarsız mı” “ne bilen olum yıllardır yanaşmıyo bana. İlişmeye kakıyon ama hep sırtını dönüp galıyo. Korkuyon bi gün namusuma leke düşürcen diye emme dutuyon zapdediyon kendimi. He muhtara gelince çok yanaştı bana emme hep tersledim hep govaladım etrafımdan. Ama korkuyon işte bi gün birisine he deyiveririnde kötü gadın olurun diye” “ne biçim sözler annem öyle deme” “ya ne diyen olum bak sen bile bir şeyler duyup bana çattın. Bir gün bunlar gerçek oluvecek diye korkuyon” “olmayacak ben hep yanında olacağım” “sağol olum da işte halimiz ortada” “halledeceğim o işi ben” “ne işini halledeceksin” “senin bu haline bi çare bulacağım diyorum” “nasıl bulacaksın olum allasen” “bilmem bulacağım ama” devamını getirmek istedim ama yapamadım. O an neden yapamadığımı da bilmiyorum aslında. Hiç konuşmadık o konuşmadan sonra annemle. Annemi en son gördüğümde üzerine açık yeşil uzunca gecelik giymiş ve kınalı siyah renkli beline kadar uzanan saçları ile dolanıyordu salonda. Ben hiç ses etmeden altıma iç çamaşırı giymeden giydiğim şortum ve atletimle yatağımda uzanırken içeri geldi. Bana “ben yatıyon olum” dedi. Hiç ses etmediğimi görünce yatağın kenarına kadar gelip oturdu. Kocaman kalçaları önüme kadar gelmişti. Elini yüzüme uzattı okşamak için suratımı çevirdim. “bana inanmıyon o kahvede gonuşulanlara inanıyon demi” dedi. Yine ses etmedim. Öylece bana bakıyordu. Tam kalkmak istedi. “yok kahvedekilere inanmıyorum artık ama” dedim. “aması ne peki” “aması işte senin durumun ya bir gün kendini kaybedip elin adamıyla yatıp kalkarsan o zaman halimiz ne olacak

diye düşünüyorum” annem hiç ses etmedi. O da biliyordu olabilirdi. Hata kaza değil bu bir anlık azgınlıkla elin birisi ile yatabilirdi. “Aslında aklımda bir şey var ama bilmiyorum nasıl olur” dedim. “ney o olum” “onu da söylemek istemiyorum” “söle baken bi dinleyen” “senin bu halini düzeltmek lazım” “ne hali” “işte bu şey hali” “ne olum alla alla” “azgınlık diyon anne. Yangın diyon anla işte” “heee tamam da nasıl olcak o baken baban benle ilgilenmiyo bile” “nasıl olcak nasıl olcak bir şekilde kendi aramızda halletcez işte anne” annem saf saf yüzüme bakıyordu. “yav aslında nasıl diyeceğimi bilmiyorum ama biz halledelim bu işi” “biz halledelim derken nasıl olcak olum” “yani şey işte ikimiz” “dellendin mi olum sen ananım ben senin” “öyle işte ben de onu düşünüyom” “çok günah olum böyle şey mi olur” “anne elin herifi ile düşüp kalksan bir gün daha mı az günah olacak. Babamdan da tık yok. Nereye kadar olacak ha. Bir gün birisi ile yatıp kalkacaksın sonra namusumuz iki para. En güzeli kendi aramızda bu işe çözüm bulmak. Saatlerdir düşünüyorum aklıma bu geldi işte” annem sustu kaldı. Söylediklerimde haklı olduğumu çok iyi biliyordu. Bir şey söylemeden kalktı gitti odamdan. Ben de ses etmedim.
Ertesi gün sabah kalktığımda hiç konuşmadık. Kahvaltıdan sonra ben avludaki sedire oturdum ve bir sigara yaktım. Annem tavuklarla sağla solla ilgilenirken avluda çaktırmadan onu süzüyor aklımdan onu sikmekle ilgili hayaller kuruyordum. Ama o bana doğru baktığında ona bakmıyormuş ilgilenmiyormuş gibi yapıyordum. Böyle akşamı ettik. Akşam yemeğinden sonra öylece sessiz sessiz oturduk. Gece 10 gibi odama gittim. Yine iç çamaşırı olmadan altıma şortumu geçirdim ve atletcek uzandım yatağa. Dışardaki seslerden anladığım kadarı ile annem banyoya girmişti. İçimden gözletlemek geçti ama vazgeçtim. Yarım saat sonra banyodan çıktığını anladım kapı seslerinden. Kül tablasını göğsüme koyup bir sigara yaktım. Aslında annemi siktiğimi hayal ediyordum sigara içerken. Sigaramın ortasına gelmiştim ki kapım açıldı. Annem içeriye girdi. Üzerinde açık pembe bir gecelik vardı hemen hemen diz altına gelen, ıslak saçlarının dağınıklığı ile çok güzel görünüyordu. Yavaşça yatağımın kenarına oturdu. Ben umursamaz şekilde sigara içiyordum. Baş ucumdaki pakete uzandı ve bir sigara aldı. Hayatımda onu hiç sigara içerken görmemiştim ama yakması ve içine çekmesine bakınca ara sıra içtiği belli oluyordu. Sigaralarımız bitinceye kadar hiç konuşmadık. Aslında sessizlik her şeyin habercisiydi.
En sonunda annem sessizliği bozdu “düşündüm daşındım sen haklısın olum” dedi. “ne konuda anne” “ne konusu olcek. Bir gün kendimi gaybederin diye korkuyon” “eeee” “ee si işte senle de günah elle de günah” bu sözleri duyunca annemin her şeyi kabullendiğini anladım. Ama sessizdim. “millet duycağına gol gırılır yen içinde galır derler biz halledem” sonra bir sessizlik çöktü. Annem göğsümdeki kül tablasını baş ucuma koydu. Işığı kapattı ve tekrar yanıma oturdu.
Artık hareketi benim yapmam lazımdı. Yavaşça doğruldum yeni gelin edası ile süzülen annemin elinden tutup kendime doğru çevirdim. Sonra onu iyice kendime yanaştırıp dudağına doğru yanaştım. Hiç ses etmiyordu. Etli dudaklarından emmeye başladığımda annemi iyice kendime çevirmiştim. Ellerim sırtında dolaşıyor ve dudaklarını emip öpüyordum. O ise tepkisizdi. Yatağa doğru iyice çekip altıma aldım onu ve öpmeye devam ettim. Dudaklarını yanaklarını öpüyor ordan boynuna geçip emiyordum. Geceliğinin ön tarafından kocaman memelerinin üst kısımlarını dişliyordum. Annem o anlarda ilk defa ellerini sırtıma koydu ama hiç oynatmıyordu.
Elimi bacaklarında dolaştırıp geceliğinin ucunu buldum ve yukarı doğru kaldırdım. Ellerim kalçalarına doğru geldiğinde annemin iç çamaşırı giymediğini farkettim. Elim kocaman kalçalarını sıkıyor okşuyordu hoyratça. Ne kadar öyle öpüp okşadım bilmiyorum. Sonra onun üzerinden kalkıp doğrulttum ve yavaşça geceliğini toplayıp üzerinden çıkarttım. Annemin üzerinde ne iç çamaşırı ve sütyen hiç bir şey yoktu. Dudaklarım meme uçlarına gittiğinde sırtını okşamaya başladım yatakta doğrulmuş halde. Sonra yataktan indim ve şort ile atletimi çıkardım. Annem utanıyor bakmıyordu bana. Tekrar onu yatağa yatırdım ve bacak arasına girip üzerine uzandım. Annem gözlerini yummuş hareketsizce duruyordu. Elimi amına doğru attığımda elim amının dudakları üzerinde kayıyordu. Anladığım kadarıyla bu gece banyo yapmasının sebebi kendini bana teslim etmesiymiş. Kendini hazırladığı belli oluyordu. Yavaşça boynundan göğüslerine oradan da göbeğine doğru öpe öpe amına kadar geldim. Bu tertemiz tıraş edilmiş ve yıllardır yarak görmemiş amı yalamadan sikmek olmazdı. Amının dudaklarının arasına burnumu sokup yalamaya başladım. önce elini başıma koyup kaldırmak istemesinden daha önce böyle bir şey yapmamış olmasının tedirginliği vardı. Ama ben amını dilledikçe ve bızırını emdikçe annem saçlarımı okşamaya başladı ve bacaklarını da topladı. 15 dakika kadar annemin amını emdim ve sonunda annem kasılarak boşalmaya başladı. Annem boşaldıkça akan zevk sularını zevkle içtim. Biraz daha durduktan sonra kalktım ve bacak arasındaki yerimi aldım. Sikimi tutup birkaç defa amının dudakları arasına sürdüm ve yavaşça itmeye başladım. annemin gözleri kapalıydı ve hiçbir şey yapmıyordu. Sikim yavaş yavaş dinine kadar annemin amına girdiğinde yüzünde hafif acı çekermiş gibi bir hal vardı. Yıllardır amının sikilmediği belliydi çünkü daracıktı. Yavaşça git gel yapmaya başladım. üzerinde şinav vaziyeti almış seri şekilde annemi sikmeye başladığımda

gözleri hala kapalıydı ve dudaklarını ısırıyordu. Seri şekilde birkaç dakika öyle siktim sonra üzerine abanıp sikmeye başladım. kalçalarım sikime ritim verip amına seri halde git gel yaparken annem ellerini sırtıma koydu ve tırnaklarını sırtıma geçirip yine boşaldı. Ben iyice hızlanmaya başladım. annem artık hafif hafif inlemeye de başlamıştı.
5 dakika kadar annemi seri şekilde siktikten sonra son bir hareketle en derinine girip döllerimi amına akıtmaya başladım. döllerim tayzikli bir şekilde amına boşalırken annem “ohhhhh” dedi derin bir şekilde. Anlaşılan ne kadar ses etmese de bu sikişten zevk almıştı. Boşalmaya başlamamla üzerine öylece yıkılıp kaldım. Ta ki sikim küçülüp amından çıkasıya kadar yattım annemin üzerinde. Sonra yanına devrildim. Hiç konuşmuyorduk. Bir süre soluklandıktan sonra ona doğru döndüm ve parmaklarımla göğüs uçlarında daireler çizmeye başladım. annem tavana bakarken bana doğru döndü. Gözleri doluydu, ağlamaklıydı aslında. “Pişmanmısın anne” dedim “pişman olmasına pişmanım ama hayatımda yaptığım en güzel şeyi senle yaptım olum” “nasıl yani” “babanı aldattım hemde olumla ama elden de bişey gelmiyor. Bir gün delilik edip başkası ile düşüp kalksaydım daha kötü olurdu” “yaptığımız işten mutlu oldun mu peki” “hı hı” “zevk aldın mı anne” annem yüzüme baktı. İstemsizce gözyaşları gözlerinden yanaklarına süzülüyordu “aldım hemde hayatım boyunca babanla yaptıklarımızdan çok zevk aldım. Ama günaha bulandık olum” “günahsa günah artık oldu anne. Artık senle biz karı kocayız ve seni çok mutlu edeceğim” annem kollarını başıma dolayıp istemsizce beni öpmeye başladı. “olum erim erkeğim” diye söyleniyordu yüzümü öperken bende karşılık vermeye başladım ve dudaklarımız deliler gibi birleşti “annem bir tanecik annem. Aşkım karıcığım benim” “gocam erim erkeğimmmm”
Artık annemle karı koca gibi olmuştuk. O gece hiçbir şey yapmadan çırılçıplak birbirimize sarılıp uyuduk. Annemi zaafından yararlanıp sikmiştim. Pişman mıydım hayır. Annemi sikmek çok keyifliydi.

Merhabalar sizlere yaşamakta olduğum bir anımdan bahsedeceğim. Yaklaşık olarak 2 yıldır annemle ensest ilişki yaşıyorum ve bu zamana kadar bol bol ensest hikaye okumama rağmen böyle bir şey yaşayacağımı tahmin bile edemezdim. Nedenine gelince çoğumuzunda bildiği gibi türk aile yapısında annenin kutsal bir değer taşımasından kaynaklanıyor. Ama yaşadığım ve halen yaşamakta olduğum olayı göz önüne getirirsek, ilişkinin tapuları yıkmış olması, heyecanı insanı zevk kasırgalarının içine sürüklüyor.Öncelikle kendimden ve ailemden söz edeyim kısaca. Anlatacağım olaylarda kesinlikle hiç kimsenin ismini kullanmayacağımı belirtmek isterim. Ben 27 yaşında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Çokta yakışıklı olmasam da eli ayağı düzgün denilebilecek bir tipim var. Ailem Denizli’nin bir ilçesinde, küçük bir köyde geçimini hayvancılıkla yani çiftçilikle sağlıyor. Babam kış aylarında koyunları ağılda besler ilkbahar gelip otlar yeşermeye başlayınca da meraya otlatmaya götürür. Babam 51 yaşında kendi halinde bir adam. Annem ise babamdan 6 yaş kadar küçük. Evlendiklerinde annem 18 yaşına yeni girmiş daha anlattıklarına göre. Hatta babam annemi kaçırmış daha sonra evlenmişler. Ailenin tek çocuğuyum. Neyse aileyi bu kadar tanıtmak yeter sanırım. Hiç vakit kaybetmeden sizlere annemle yaşadığım ilişkinin nasıl başladığını anlatmak istiyorum. İnanın yazarken bile heyecandan ellerim titriyor. Çünkü nerden nasıl başlayacağımı bilemiyorum bir türlü. İki yıl önce okulun birinci sınıfını kayıpsız bitirince soluğu köyde aldım. Daha önce bahsettiğim gibi yaz ayları olmasından dolayı babam hayvan otlatmaya gider pek evde durmaz hatta yaz aylarında haftada bir gün ya gelir ya gelmez eve. Merada bir alanı çevirip kendine derme çatma bir kulübe yapar ve sadece azık almaya uğrar eve. Köyde ilk günler zevkli neşeli geçmesine rağmen iki hafta sonra sıkılmaya başladım. Ankara’nın ve okulun hızlı temposundan çıkıp köye gelmek insanı bir noktadan sonra sıkıyor elbette. Sıkıntının üzerine birde abazalık eklenince iyice artık kendimce kudurmaya başlamıştım. Okuldayken ve hele hele iletişim fakültesi gibi bir yerde okuyorsanız kız düşüremeyene ancak ve ancak mal derler tabiri caizse. Elbette bende düşürecek bir sürü hatun denk getirmiş ve okul boyunca seks hayatı olarak günümü gün etmiştim. Ama köyde durum böyle olmuyor tabi. Mevsim olarakta herkes işinde gücünde olduğundan etrafta bakmaya bile kız bulamıyorsunuz. Tam bu sıkıntı ve abazalık günlerimde bir olaya şahit olmamla birlikte anneme bakış açım değişti. Hoş olayda annemin hiçbir suçu günahı yoktu aslında ama ben şeytana uyup bu durumu fırsata çevirdim. Bir gün babama meraya yiyecek birşeyler götürmeye gittim ve avare avare eve doğru yol aldım. Eve geldiğimde avluyu geçip tam içeriye girecektim ki komşu Hatice nine ile annemin konuşmalarına kulak misafiri oldum. Annem Hatice nineye muhtar Osman’ın kendisine sarkıntılık ettiğini ve sıkıştırmaya çalıştığını, her seferinde muhtarın elinden kurtulduğunu ama bir gün başına kötü birşeyler gelmesinden korktuğunu anlatıyordu. Önce kendi kendime dön git muhtarı döve döve öldür dedim ama sonra adımız çıkacak oğlum bak annen hep kaçmış sadece korkuyor kadın değmez diye düşündüm. Hatice nine annemi teselli edici sözler söylüyordu. Ama o anda annemin söylediği söz bende değişik duygular yaratmaya başladı. “Hatce nenem benim essah korktuğum muhtar felan deel. Ben evellallah haklarım onu emme biliyon benim herif yıllar oldu bana el sürmedi bir gün kendime yenik düşerin deye korkuyon ben” “Kızım Allah korusun o ne biçim söz öle” “Ne yalan mı deyen sana Hatce nenem. Hem vallah hem billah kendimden korkuyon. Bir gün he deyiveririn de namusumu iki paralık ederin deye korkuyon” “Sen kendine mukayyet ol gızım” “Olmasına oluyon da nenem ne bilen korkuyon da işte” Hatice nine töbe töbe söylemleri içerisinde ayağa kalkarken “gızım düşünme öle şeyler, sen kendine mukayyet ol düzelir gide elbet her bişeyler” “sen öyle deyosan bana da sabır düşe nenem. Ne deyen ama korkmuyon desem yalan valla” daha sonra Hatice nene ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldi, bende az geri çekilip yeni gelmişim gibi seslendim “Anaaaa Annaaaaa evdemin” Annem ile Hatice nene kapıda göründüler “He burdayın oğlum nere gitcen bu saatte. Hatce nenenle laflıyoduk şimdi de onu uğurleyon” Hatice neneye nazikçe selam verip hal hatır sordum ve maşallahlar içinde bana söylene söylene gitti kadın. İçeri girip oturdum annem “çay va olum içcen mi” dedi. “İçerim ana hem hararetimi alır iyi gelir” dedim. Annem çay getirmeye giderken arkasından anneme ilk defa alıcı gözle baktım. Altında bol basmadan yapılmış donundan bile kocaman yusyuvarlak kalçaları belli oluyordu. Göt yarığına donun bir kısmı toplanmış girmiş dibek taşı gibi sallanıyordu kalçaları. Beli nispeten inceydi annemin. Öyle ince belli bardak gibi bir vücut yapısı vardı. Üzerine giydiği gir bluzunun v yakasından hafifçe taşıyordu kocaman memeleri. Başındaki siyah kımızı çiçek yeşil yapraklı yazması da yakışıyordu aslında giyimine. Annem kıvırta kıvırta salondan çıkarken işte ilk defa annemi sikme hevesi oluştu içimde. Sikmesine sikilirdi de bu abazalıkta peki ya nasıl olacaktı. Mesele babam değildi nasılsa hafta da bir kere ya geliyor ya gelmiyordu, mesele annemde değildi babamın iktidarsızlığı veya vurdum duymazlığı yüzünden yanıp tutuştuğunu öğrenmiştim. Mesele nasıl annemi böyle bir şeye ikna edecektim. Annem çayı getirdiğinde bile bana uzattığını bunları düşünmekten görmemiştim. Annem “olum dalıp gitmişin sen ya, ne düşünüp durun” dedi. “şey şey anne. Hiç

ölesine düşünüyom yav” “ne bilen baya bi dalmışsın olum sen” “boş ve annem benim. Daldıysam yüzer çıkarım deyip güldüm” çayımızı yudumlamaya ve sağdan soldan konuşmaya başladık. Aslında konuşurken de annemi nasıl bu işe ikna ederim diye kendimce düşünüyordum. Birden kafamdaki ampuller sıra sıra yanmaya başladı. Tabi ya nasıl olacak muhtar olayından düşürecektim annemi tongama. Olay köylünün dilindeymiş adı çıkmış gibi yapıp sonra da annemi bir şekilde bu işe ikna edecektim. Avluda boş boş gezinip dururken güzelce planı yaptım. Akşamüstü yemekten önce kahveye gitme bahanesi ile evden çıktım ve yarım saat dolaşıp eve geldim. Annem yer sofrasını kurmuş beni bekliyordu. Düşünceli bir halim varmış gibi sofraya oturdum. Yemeğimi yerken hiç ses etmiyordum. Annem sofrayı kaldırdı ben yine düşünceli düşünceli oturuyormuş gibi yaptım. “olum sende bugün birşeyler var neye sölemiyon bana” “boş ver anne” “boş vemesine boş vecende şu haline bak anlat hele olum” “boş ver dedim ya anne, boş ver dediysem boşver işte” dedim biraz sinirli gibi sesimi yükselterek. Elimi cebime attım ve bir sigara yaktım. Annem “olum neye bağırıyon ne va anlat bakem anana” “anlatem anlatem anne de sen neden böyle bir şey yaptın bize” “ne yapmışım ben olum” “ne olduğunu bana mı soruyon” “ne bilen olum bir şey bilmeyon ki kime soren” “sor tabi ya sor. Onca haltı ye sen sonra bana sor” “ne diyon olum sen” “ne mi diyorum anne kahveye gideyim dedim herkes seni konuşuyor, muhtarla düşüp kalkıyor kocasını boynuzluyor diyorlardı. Akılları sıra beni de görünce sırıtmaya başladılar. Bozuntuya vermedim hiç bir şey duymamış gibi yaptım ama sen neden böyle bir şey yaptın anne. Neden babamı aldattın. Neden kara leke sürdün üzerimize” “olum ne diyon sen” “işte bunları diyorum anne anlat bakalım milletin dedikleri doğru mu” “yok olum olur mu heç öle bişey” “eeee nerden çıkarıyorlar bunları” “diyorlar ki muhtarla gizli kapaklı buluşup iş pişiriyomuşsunuz” “olum kurbanın olem yok öyle bir şey” “yok ha yok babam gelsin ona da söyle o zaman” “oğlum dellendin mi sen ne dediğini duyuyon mu baban bi şey demeden öldürür keser beni” “keser ya keser hiç olmazsa namusumuz temize çıkar” “olum yok öle bir şey. Bir iki kere muhtarla gonuştum doru emme” demeye kalmadan “bak işte kendin söyledin demek ki millet doğru diyor” diyerek kalktım yerimden ve odama gittim. Annem ardımdan ne kadar yalvardı yakardıysa ses vermedim. Annem odamın kapısında yalvarıyordu ama açmıyordum kapıyı. En sonunda ağlamaya başlayınca açtım ve içeri aldım onu. “başından sonuna kadar anlat herşeyi yoksa babama duyduklarımı söyleyeceğim” “tamam tamam anlatcan olum hele bir dur” “tamam anlat dinliyorum seni” “olum bak valla muhtarla oynaşmam felan yok. Emme muhtar bir iki kere beni sıkıştırmaya kalktı elinden kurtuldum bi şekil valla başka da bir şey yok” “neden inanayım sana işte bak kendin diyosun buluşmuşsun” “olum valla buluşma felan değil bir şekilde sıkıştırmaya kalktı beni emme bir şey yapamadan gaçtım elinden” “sus yalan söylüyorsun belli bir şeyler yaptınız siz dinlemek istemiyorum” dedim ve avluya çıktım. Annem bıraktığımda ağlıyordu. Bir sigara içip geri döndüğümde hala ağlıyordu. “olum neden inanmıyon anana, bu halimde bile ben babanın namusuna kara sürmedim” “ne varmış halinde daha ne yapacaksın” “boş ve işte sen bil ki ben kimseye namusumu kirlettirmedim” “inanmıyorum sana herkes ballandıra ballandıra muhtarla seni konuşuyor” Annem ağlamaklı şekilde söylenmeye başladı “yılllar oldu baban benden elini çekeli. Ama ben hiçbir allahın kuluna yan gözle dahi bakmadım neden yalan diyen sana olum” “o demek anne. Babam senden ne eli çekecek. Kılıf arayıp kendine babama da iftira atma” “ne iftirası olum babanda 4-5 yıldır o işe niyet yok yalan mı diyen sana. Ama her ne olursa olsun gocam sonuçta namusuna da leke sürdürmem” birden şok olmuş gibi yaptım ve yatağımın üzerine oturdum. “ne diyon anne sen babam iktidarsız mı” “ne bilen olum yıllardır yanaşmıyo bana. İlişmeye kakıyon ama hep sırtını dönüp galıyo. Korkuyon bi gün namusuma leke düşürcen diye emme dutuyon zapdediyon kendimi. He muhtara gelince çok yanaştı bana emme hep tersledim hep govaladım etrafımdan. Ama korkuyon işte bi gün birisine he deyiveririnde kötü gadın olurun diye” “ne biçim sözler annem öyle deme” “ya ne diyen olum bak sen bile bir şeyler duyup bana çattın. Bir gün bunlar gerçek oluvecek diye korkuyon” “olmayacak ben hep yanında olacağım” “sağol olum da işte halimiz ortada” “halledeceğim o işi ben” “ne işini halledeceksin” “senin bu haline bi çare bulacağım diyorum” “nasıl bulacaksın olum allasen” “bilmem bulacağım ama” devamını getirmek istedim ama yapamadım. O an neden yapamadığımı da bilmiyorum aslında. Hiç konuşmadık o konuşmadan sonra annemle. Annemi en son gördüğümde üzerine açık yeşil uzunca gecelik giymiş ve kınalı siyah renkli beline kadar uzanan saçları ile dolanıyordu salonda. Ben hiç ses etmeden altıma iç çamaşırı giymeden giydiğim şortum ve atletimle yatağımda uzanırken içeri geldi. Bana “ben yatıyon olum” dedi. Hiç ses etmediğimi görünce yatağın kenarına kadar gelip oturdu. Kocaman kalçaları önüme kadar gelmişti. Elini yüzüme uzattı okşamak için suratımı çevirdim. “bana inanmıyon o kahvede gonuşulanlara inanıyon demi” dedi. Yine ses etmedim. Öylece bana bakıyordu. Tam kalkmak istedi. “yok kahvedekilere inanmıyorum artık ama” dedim. “aması ne peki” “aması işte senin durumun ya bir gün kendini kaybedip elin adamıyla yatıp kalkarsan o zaman halimiz ne olacak

diye düşünüyorum” annem hiç ses etmedi. O da biliyordu olabilirdi. Hata kaza değil bu bir anlık azgınlıkla elin birisi ile yatabilirdi. “Aslında aklımda bir şey var ama bilmiyorum nasıl olur” dedim. “ney o olum” “onu da söylemek istemiyorum” “söle baken bi dinleyen” “senin bu halini düzeltmek lazım” “ne hali” “işte bu şey hali” “ne olum alla alla” “azgınlık diyon anne. Yangın diyon anla işte” “heee tamam da nasıl olcak o baken baban benle ilgilenmiyo bile” “nasıl olcak nasıl olcak bir şekilde kendi aramızda halletcez işte anne” annem saf saf yüzüme bakıyordu. “yav aslında nasıl diyeceğimi bilmiyorum ama biz halledelim bu işi” “biz halledelim derken nasıl olcak olum” “yani şey işte ikimiz” “dellendin mi olum sen ananım ben senin” “öyle işte ben de onu düşünüyom” “çok günah olum böyle şey mi olur” “anne elin herifi ile düşüp kalksan bir gün daha mı az günah olacak. Babamdan da tık yok. Nereye kadar olacak ha. Bir gün birisi ile yatıp kalkacaksın sonra namusumuz iki para. En güzeli kendi aramızda bu işe çözüm bulmak. Saatlerdir düşünüyorum aklıma bu geldi işte” annem sustu kaldı. Söylediklerimde haklı olduğumu çok iyi biliyordu. Bir şey söylemeden kalktı gitti odamdan. Ben de ses etmedim.
Ertesi gün sabah kalktığımda hiç konuşmadık. Kahvaltıdan sonra ben avludaki sedire oturdum ve bir sigara yaktım. Annem tavuklarla sağla solla ilgilenirken avluda çaktırmadan onu süzüyor aklımdan onu sikmekle ilgili hayaller kuruyordum. Ama o bana doğru baktığında ona bakmıyormuş ilgilenmiyormuş gibi yapıyordum. Böyle akşamı ettik. Akşam yemeğinden sonra öylece sessiz sessiz oturduk. Gece 10 gibi odama gittim. Yine iç çamaşırı olmadan altıma şortumu geçirdim ve atletcek uzandım yatağa. Dışardaki seslerden anladığım kadarı ile annem banyoya girmişti. İçimden gözletlemek geçti ama vazgeçtim. Yarım saat sonra banyodan çıktığını anladım kapı seslerinden. Kül tablasını göğsüme koyup bir sigara yaktım. Aslında annemi siktiğimi hayal ediyordum sigara içerken. Sigaramın ortasına gelmiştim ki kapım açıldı. Annem içeriye girdi. Üzerinde açık pembe bir gecelik vardı hemen hemen diz altına gelen, ıslak saçlarının dağınıklığı ile çok güzel görünüyordu. Yavaşça yatağımın kenarına oturdu. Ben umursamaz şekilde sigara içiyordum. Baş ucumdaki pakete uzandı ve bir sigara aldı. Hayatımda onu hiç sigara içerken görmemiştim ama yakması ve içine çekmesine bakınca ara sıra içtiği belli oluyordu. Sigaralarımız bitinceye kadar hiç konuşmadık. Aslında sessizlik her şeyin habercisiydi.
En sonunda annem sessizliği bozdu “düşündüm daşındım sen haklısın olum” dedi. “ne konuda anne” “ne konusu olcek. Bir gün kendimi gaybederin diye korkuyon” “eeee” “ee si işte senle de günah elle de günah” bu sözleri duyunca annemin her şeyi kabullendiğini anladım. Ama sessizdim. “millet duycağına gol gırılır yen içinde galır derler biz halledem” sonra bir sessizlik çöktü. Annem göğsümdeki kül tablasını baş ucuma koydu. Işığı kapattı ve tekrar yanıma oturdu.
Artık hareketi benim yapmam lazımdı. Yavaşça doğruldum yeni gelin edası ile süzülen annemin elinden tutup kendime doğru çevirdim. Sonra onu iyice kendime yanaştırıp dudağına doğru yanaştım. Hiç ses etmiyordu. Etli dudaklarından emmeye başladığımda annemi iyice kendime çevirmiştim. Ellerim sırtında dolaşıyor ve dudaklarını emip öpüyordum. O ise tepkisizdi. Yatağa doğru iyice çekip altıma aldım onu ve öpmeye devam ettim. Dudaklarını yanaklarını öpüyor ordan boynuna geçip emiyordum. Geceliğinin ön tarafından kocaman memelerinin üst kısımlarını dişliyordum. Annem o anlarda ilk defa ellerini sırtıma koydu ama hiç oynatmıyordu.
Elimi bacaklarında dolaştırıp geceliğinin ucunu buldum ve yukarı doğru kaldırdım. Ellerim kalçalarına doğru geldiğinde annemin iç çamaşırı giymediğini farkettim. Elim kocaman kalçalarını sıkıyor okşuyordu hoyratça. Ne kadar öyle öpüp okşadım bilmiyorum. Sonra onun üzerinden kalkıp doğrulttum ve yavaşça geceliğini toplayıp üzerinden çıkarttım. Annemin üzerinde ne iç çamaşırı ve sütyen hiç bir şey yoktu. Dudaklarım meme uçlarına gittiğinde sırtını okşamaya başladım yatakta doğrulmuş halde. Sonra yataktan indim ve şort ile atletimi çıkardım. Annem utanıyor bakmıyordu bana. Tekrar onu yatağa yatırdım ve bacak arasına girip üzerine uzandım. Annem gözlerini yummuş hareketsizce duruyordu. Elimi amına doğru attığımda elim amının dudakları üzerinde kayıyordu. Anladığım kadarıyla bu gece banyo yapmasının sebebi kendini bana teslim etmesiymiş. Kendini hazırladığı belli oluyordu. Yavaşça boynundan göğüslerine oradan da göbeğine doğru öpe öpe amına kadar geldim. Bu tertemiz tıraş edilmiş ve yıllardır yarak görmemiş amı yalamadan sikmek olmazdı. Amının dudaklarının arasına burnumu sokup yalamaya başladım. önce elini başıma koyup kaldırmak istemesinden daha önce böyle bir şey yapmamış olmasının tedirginliği vardı. Ama ben amını dilledikçe ve bızırını emdikçe annem saçlarımı okşamaya başladı ve bacaklarını da topladı. 15 dakika kadar annemin amını emdim ve sonunda annem kasılarak boşalmaya başladı. Annem boşaldıkça akan zevk sularını zevkle içtim. Biraz daha durduktan sonra kalktım ve bacak arasındaki yerimi aldım. Sikimi tutup birkaç defa amının dudakları arasına sürdüm ve yavaşça itmeye başladım. annemin gözleri kapalıydı ve hiçbir şey yapmıyordu. Sikim yavaş yavaş dinine kadar annemin amına girdiğinde yüzünde hafif acı çekermiş gibi bir hal vardı. Yıllardır amının sikilmediği belliydi çünkü daracıktı. Yavaşça git gel yapmaya başladım. üzerinde şinav vaziyeti almış seri şekilde annemi sikmeye başladığımda

gözleri hala kapalıydı ve dudaklarını ısırıyordu. Seri şekilde birkaç dakika öyle siktim sonra üzerine abanıp sikmeye başladım. kalçalarım sikime ritim verip amına seri halde git gel yaparken annem ellerini sırtıma koydu ve tırnaklarını sırtıma geçirip yine boşaldı. Ben iyice hızlanmaya başladım. annem artık hafif hafif inlemeye de başlamıştı.
5 dakika kadar annemi seri şekilde siktikten sonra son bir hareketle en derinine girip döllerimi amına akıtmaya başladım. döllerim tayzikli bir şekilde amına boşalırken annem “ohhhhh” dedi derin bir şekilde. Anlaşılan ne kadar ses etmese de bu sikişten zevk almıştı. Boşalmaya başlamamla üzerine öylece yıkılıp kaldım. Ta ki sikim küçülüp amından çıkasıya kadar yattım annemin üzerinde. Sonra yanına devrildim. Hiç konuşmuyorduk. Bir süre soluklandıktan sonra ona doğru döndüm ve parmaklarımla göğüs uçlarında daireler çizmeye başladım. annem tavana bakarken bana doğru döndü. Gözleri doluydu, ağlamaklıydı aslında. “Pişmanmısın anne” dedim “pişman olmasına pişmanım ama hayatımda yaptığım en güzel şeyi senle yaptım olum” “nasıl yani” “babanı aldattım hemde olumla ama elden de bişey gelmiyor. Bir gün delilik edip başkası ile düşüp kalksaydım daha kötü olurdu” “yaptığımız işten mutlu oldun mu peki” “hı hı” “zevk aldın mı anne” annem yüzüme baktı. İstemsizce gözyaşları gözlerinden yanaklarına süzülüyordu “aldım hemde hayatım boyunca babanla yaptıklarımızdan çok zevk aldım. Ama günaha bulandık olum” “günahsa günah artık oldu anne. Artık senle biz karı kocayız ve seni çok mutlu edeceğim” annem kollarını başıma dolayıp istemsizce beni öpmeye başladı. “olum erim erkeğim” diye söyleniyordu yüzümü öperken bende karşılık vermeye başladım ve dudaklarımız deliler gibi birleşti “annem bir tanecik annem. Aşkım karıcığım benim” “gocam erim erkeğimmmm”
Artık annemle karı koca gibi olmuştuk. O gece hiçbir şey yapmadan çırılçıplak birbirimize sarılıp uyuduk. Annemi zaafından yararlanıp sikmiştim. Pişman mıydım hayır. Annemi sikmek çok keyifliydi.

Categories
Uncategorized

Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (1)

Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (1)
Merhaba, adım Necmi. 27 yaşındayım. Mersin’de üvey annemle birlikte yaşıyorum. Babam ölünce oturduğumuz evle küçük bir bakkal dükkânı miras olarak kaldı. Ancak dükkân uzun zamandır kapalıydı. Babam son senelerinde yatalak olduğu için kapatmıştı bakkalı. Annem sürekli bakkalı yeniden açıp işletmeye devam etmemi, onun babamın emaneti olduğunu söyleyip durdu. Babamın çalıştırdığı zamanlarda bile doğru düzgün iş yapmayan dükkân için, “O bakkal bize ata baba yadigârıdır, nasıl kapatırız oğlum?” diyerek beni ikna etmeye çalıştı uzun zaman.

Özel sektörde iyi kötü maaşlı bir işim ve sigortam olduğu halde annemin ısrarlarına dayanamayıp işimi bıraktım ve bakkalı yeniden açtım. Uzun zaman kapalı kaldığı için dükkân bakımsız kalmıştı. Hem içeriyi yenilemek hem de yeni mallar koymak gerekiyordu. Ama bunun için de para gerekliydi.

Elimdekilerden hariç annemin iki bileziğini bozdurdum. Üzerine de bankadan kredi çekmek istedim, ama alamadım. O zaman bir arkadaşım vasıtası ile tanıştığım, Abuzer adında bir tefeciden borç para istedim.

Abuzer’in gerçek işi araba galericiliğiydi. Parayı Türk Lirası istediğim halde Abuzer bana Dolar ile borç vereceğini söyledi. “Ben sadece Dolar’la para veririm, işine gelirse!” demişti. Anneme konuyu açtığımda, “Olsun oğlum, Lira olsun Dolar olsun önemli değil, yeter ki biz açalım orayı, Allah büyük, beraber çalışır öderiz!” deyince, ben de Abuzer’e gidip senet karşılığında parayı aldım.

Dükkânın içini yeniledim, yeni mallar koydum. Annem de babamın zamanında olduğu gibi bana yardım ediyor, çalışıyordu. Satışlar ilk zamanlar idare ediyorsa da sonradan iyi gitmemeye başladı. Satışların çoğu veresiyeydi. Veresiye defteri iyice şişmişti ama tahsilat çok azdı. Aynı zamanda etrafımız ucuzluk marketleri ile dolmuştu ve insanlar oralardan parası yoksa bile kredi kartı ile alışveriş yapıyordu. Benim küçük bakkalıma uğrayan kalmamıştı.

Abuzer’in ilk birkaç taksitini ödeyebilmiştim sadece. Satışların iyi gitmemesinin üzerine Dolar da çok yükselince iflahım kesilmişti. Eski Doğan marka arabamı sattım, ama o bile kurtarmadı beni. Annem de elinden geldiği kadar bana destek olmaya çalışıyordu, ama hiçbiri işe yaramıyordu.

Borçları ödeyemez hale gelince Abuzer’in tehditleri başladı. Beni devamlı arayıp parasını istiyor, küfür ediyordu. Annem de bu durumdan korkuyordu doğal olarak. Annem onunla konuşarak anlaşmamı istiyordu. Ben de ona adamın anlaşmaya yanaşmadığını, parasını istediğini söylüyordum.

Annem, “Beraber gidelim oğlum. Ben konuşur anlatırım derdimizi. Kadın olduğum için bana bir şey diyemez. Hem tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Ucunda ölüm yok ya!” diyordu sürekli. Ben de sonunda, “Tamam!” dedim ve bir akşamüstü beraber tefecinin yolunu tuttuk…

Abuzer beni görünce, “Parayı mı getirdin?” dedi sert bir sesle. Benden önce annem atılıp, “Yok Abuzer Bey, konuşmaya geldik!” dedi. Bunun Abuzer için bir anlam ifade edeceğini sanmıştı annem, ama yanılıyordu. “Ne konuşacaksınız?” dedi masasından hiç kalkmadan. Annem gene benden önce davranıp, “Sen ayağına gelen misafire böyle mi davranıyon?” dediğinde ayağa kalktı.

Parlak kumaşlı pantolonunu çekip kirli, sarı dişlerini göstererek güldü ve “Kim bu, anan mı?” diye sordu. “Evet!” dediğimde, annem, “Anasıyım, senle konuşmaya geldik!” dedi yine. “İyi iyi, şöyle geçin, konuşalım bakalım, ne konuşacaksak?” dedi ve eliyle arka taraftaki bir yeri gösterdi.

Biz oraya geçerken galerinin cam kapısını kilitlediğini gördüm. Anneme uyup gelmekle hata ettiğimi o zaman anladım. “Anne gidelim, bu herifle konuşulmaz!” diye fısıldadım kulağına. Ama annem, “Ne diye gidelim oğlum, daha yeni geldik, dur hele!” dedi karşılık olarak. Annem konuşarak işi çözebileceğimizi sanıyordu halen. Abuzer’i yeterince tanımıyordu.

Geçtiğimiz yer önden paravanla ayrılan oda gibi bir yerdi. Dışardan görünmüyordu burası. İçerde bizden başka Abuzer’in üç adamı daha vardı. Kalın bir sigarayı ortalarında dolaştırıyorlardı, içtiklerinin esrar olduğunu anladım. Üçü de tekin tipler değildi. Borç almaya geldiğim zaman da görmüştüm onları. Vakkas ve Halim’in hapisten yeni çıktığını, Remzi adındaki diğerinin de bir sürü suçtan sabıkalı olduğunu duymuştum.

İçlerinde en büyük görüneni Vakkas’dı. Vakkas bana, “Hoş geldin gardaş!” derken diğer ikisinin gözü annemin üzerindeydi. Anneme yine, “Gidelim, başımıza iş açacaklar!” diye fısıldadım, ama annem, “Dur hele oğlum Allah Allah, konuşalım önce!” diyerek beni tersledi. Adamlardan o da çok rahatsız olmuştu, ama bir şey diyecek hali yoktu. Benden çok o gelmek istemişti.

Abuzer yanımıza gelince annem hemen konuyu açtı. Abuzer alaycı bakışlarla bir bana bir anneme bakıp duruyor ama annemin konuşmasını hiç dinlemiyordu. Ancak annem konuşmasını bitirince, “Hanım bırak şimdi bu süslü lafları, ben paramı istiyorum!” diye sert bir karşılık verdi.

Annem, “Yeniden düzenle borcumuzu, ödemeyecek değiliz, kaçmıyoruz. Ama Dolar çok yükseldi, belimizi büktü. Ödeyemiyoruz bu şekilde. Borçlarımızı Türk Lirasına çevir, öyle senet yap ödeyelim!” deyince, Abuzer, “Ben oğluna en başında sadece Dolar veririm dedim, sen de tamam demişsin, ben de verdim. Şimdi kalkmış benden Türk Lirasıyla senet istiyorsun, benim alnımda enayi mi yazıyor koca karı. Ben sadece Dolar’la para veririm, bunu bana gelen herkes de bilir. Hem ben banka mıyım yeniden düzenleme yapayım. Ben yeni senet falan yapmam, ya borçlarınızı getirirsiniz yada senetleri işleme koyarım, neyiniz var neyiniz yok elinizden alırım!” dedi karşılık olarak.

İçerdeki ortam gittikçe elektriklenmeye başlamıştı. Abuzer bana, “Sen adam değil misin lan ananı da alıp gelmişsin buraya pezevenk!” deyince, “Düzgün konuş!” dedim öfkeyle. Ancak Abuzer düzgün konuşacak bir tip değildi. Annem de, “Abuzer Bey sen nasıl konuşuyorsun?” deyince, Abuzer, “Senden mi öğrenecem ben nasıl konuşacağımı?” dedi yanıt olarak.

Sonra da, “Bu parayı sike sike ödeyeceksiniz!” deyince, annem, “Sen nasıl konuşuyon?” dedi bağırarak. Abuzer karşısında kadın olmuş, erkek olmuş fark etmeksizin konuşan biriydi. Annemin bağırmasına karşılık, “Bana bak koca karı, ya parayı ödersiniz yada ben başka türlü almasını bilirim!” dedi sertçe.

Abuzer’in bu sözleri üzerine annem, “Sen tefecilik yapıyorsun, seni polise söyliycem!” dediğinde kıyamet koptu. Abuzer anneme küfretmeye başladı. Bunun üzerine Abuzer’in üzerine yürüdüm ama araya adamları girdi. O kadar öfkelenmiştim ki orada bizden hariç üç kişi olduğunu unutmuştum.

Abuzer’in adamları beni tutarak vurmaya başladılar. Üç kişi oldukları için gücüm yetmiyordu. Abuzer de annemi kolundan ve ağzından tutmuş bağırmasını hareket etmesini önlüyordu. Annem elinde kuş gibi çırpınıyordu. Beni epey hırpaladılar. Ağzım yüzüm kan içinde kalmıştı.

Abuzer, “Sen laftan anlamıyorsun, sana bir ders verelim de aklın başına gelsin!” dedi anneme. Arkasında kalan bir kapıyı açarak annemi içeri sürüklerken adamları da beni tutup oraya götürdüler.

Burası penceresi olmayan dikdörtgen şeklinde bir odaydı. Uzun duvarlardan birinin önünde metal bir karyola vardı. Odanın duvarlarına arabesk şarkıcıları ile porno dergilerden kesilmiş sayfalar yapıştırılmıştı bir sürü. Üzerine gazete kâğıdı serilmiş küçük bir masa ile önündeki sandalyeden hariç başka da eşya yoktu.

İçerinin bu görüntüsü başımıza gelecekler konusunda beni fena korkuttu. Annem duvardaki porno resimlere bakmamak için gözlerini kaçırarak, “Allah belanı versin hayvan herif, bırak beni, bırak kolumu, bırakın bizi, oğlumu bırakın!” diye feryat etmeye başladı. Ama kolunu sıkıca tutmuştu Abuzer ve annemin gücü ona yetmiyordu. Ancak boştaki sol eliyle Abuzer’in suratına tokat atmaya muvaffak oldu. Ama bunun karşılığı suratına yediği tokatla yumruk arası bir darbe oldu. Annem sarsılmıştı, Abuzer iri yarı güçlü bir adamdı ve kodumu oturtan tipteydi.

Adamlarına, “Bağlayın şunu!” dedi sandalyeyi göstererek. Adamları masanın önündeki metal kahvehane sandalyesine oturttular zorla ve nerden bulduklarını bilmediğim bir (plastik kablo bağlayıcı) Cırt kelepçe ile ellerimi arkadan bağladılar. Ayaklarımı da aynı şekilde Cırt kelepçelerle sandalyenin ayaklarına bağladıktan sonra ağzımı da koli bandı ile bantladılar.

Abuzer bunlar olurken annemi tutmaya devam ediyordu. Annem sürekli kurtulmak için çırpınıyor, ağlıyordu. Bense olacakları tahmin ediyordum. Öfke ve utançla başımı eğdim. Abuzer’in gözümün önünde annemi sikeceğini anlamıştım.

Abuzer başıyla işaret yapınca Vakkas belinden bir silah çıkarıp başıma dayadı. Silahı gören annem kireç gibi oldu. Abuzer’in elinden kurtulup bana sarıldı sıkıca ve “Yapmayın, vurmayın oğlumu!” diye bağırdı. Abuzer, “Bak hanım, oğlunun ölmesini istemiyorsan dediğimi yapacaksın!” dedi öfkeyle ve yeniden annemi kolundan tutup kendine çekti.

Annem korkudan hıçkırarak ağlıyordu. Abuzer sözlerini tekrarlayınca, annem, “Tamam yapıcam, ne olur yapıcam, bırakın oğlumu, bırakın!” dedi gözyaşları arasında. Abuzer bunun üzerine Vakkas’a tekrar işaret yaptı ve o da silahı başımdan çekti.

Abuzer anneme, “Bu akşam bizi memnun edeceksin, yoksa oğlunu öldürürüz!” dediğinde, annem, “Ne demek istiyorsun?” dedi titreyen sesiyle. Abuzer, “Bu akşam seni sikeceez, itiraz edersen oğlun ölür!” dediğindeyse annem önce şoka uğradı, sonra da suratına vurmaya çalıştı, ama Halim ve Remzi engel olup annemin kollarını tuttular.

Abuzer, “Karar senin!” dedi sakin bir sesle. Bu arada ben de sandalyede kıpırdanıp kurtulmaya çalışınca Vakkas tekrar başıma silah dayadı. Annem silahı görünce, “Tamam, yapıcam, bırakın oğlumu, yapıcam!” dedi korkuyla. Salya sümük ağlamaya devam ediyordu. Dudakları istemsizce titriyordu.

Şimdi annem dört adamın ortasında çaresiz kalmıştı. Ben elim kolum ve hatta ağzım bağlı halde karşısında hiçbir şey yapamadan oturuyordum sandalyede. Abuzer sırıtıp, “Ha şöyle yola gel!” dedi, kirli ve sarı dişlerini göstere göstere gülerken. Ardından Halim ve Remzi’ye, “Siz çıkın!” dedi, ikisi de sırıta sırıta çıkarken başıma silah dayayan Vakkas kaldı içerde.

Adamlar çıkıp kapıyı kapatınca Abuzer soyunmaya başladı. Az sonra üzerinde sadece siyah çorapları ile kalmıştı. Yarağı inik halde bile kasıklarından aşağı sarkıyordu. Annem başını öte tarafa çevirmişti, ağlamasına devam ediyordu. Abuzer yarağını bana doğru sallayıp, “Bununla sikecem ananı, amına koduğumun çocuğu, benim paramı vermemek neymiş görürsün!” dedi. Sonra da anneme, “Hadi yala!” diye bağırdı.

Annem hareketsiz kalınca, “Yala ulan orospu!” diye daha yüksek sesle bağırdı bu sefer. Elinde silah olan Vakkas da annemi omuzlarından tutup zorla diz çöktürdü Abuzer’in önünde. Abuzer’in elinde tespih gibi salladığı yarağı şimdi tam karşısındaydı.

Annem, Remziye adında, 50 yaşında, kapalı, tesettürlü ve namazında niyazında bir kadındır. Beni kendisinin doğurmadığını, çocuğu olmadığı için babamın yeniden evlendiğini, öz annemin babamın ikinci karısı olduğunu, beni doğururken de öldüğünü biliyordum. Yani gerçekte üvey annemdi, beni doğurmamıştı, sütünü emmemiştim. Ama buna rağmen aramızda özlük üveylik gibi bir durum çok nadir olmuştu. Geçmişte birkaç defa beni çok sinirlendirdiği zamanlarda öz değil üvey annem olduğunu söylemiştim yüzüne. O zaman da, “Doğru söylüyorsun, seni ben doğurmadım!” diyerek başını eğmişti.

Onu değil başı açık, üstelik Mersin gibi bir yerde kısa kollu giyerken bile görmemiştim. Beyaz tenli, uzun yüzlü, hafif kilolu bir kadındı. Boyu 1.72 idi. Dışarı çıkarken her zaman üzerinde manto veya pardesü olurdu. Başı hep bağlıydı. Bugün de öyleydi. Üzerinde kolları lastikli ve ayaklarına kadar inen, fermuarlı lacivert renkli bol bir pardesü, başında da omuzlarını ve göğsünü örten siyah beyaz puantiyeli türbanı vardı. Ayakları 40 numaraydı ve eskimiş siyah kolej ayakkabılarını giymişti yine.

Karşısındaki Abuzer ise 45 yaşında, esmer, uzun boylu ve iri yarı, oldukça kıllı pos bıyıklı bir adamdı. 3 karısı ve 14 çocuğu olduğunu ondan para almaya geldiğimde söylemişti, övünerek anlatmıştı bunu.

Annem şimdi Abuzer’in önünde diz çökmüş durumdaydı, başı eğik halde ağlıyordu. Buraya gelmekle büyük hata etmiştik. Annem sözlerimi dinlememişti hiç. Şimdi içinde olduğumuz durumdan benim kadar o da suçluydu. Üstelik beni bakkalı açmaya ikna eden, Abuzer’den Dolarla borç almama sebep olan da oydu. Annemin suçları belki benimkinden de fazlaydı.

Abuzer yarağını sallamaya devam ediyordu. Bu haliyle uzun ve kalın bir sosise benzeyen yarağını annemin tam ağzının önünde sallarken, “Yalasana lan amcık!” dedi sırıtarak. Bu sırada bana da bakıp gülüyordu. Annem başı öne eğik halde, “Oğlumu çıkarın dışarı, onun önünde yapmayın bari kitapsız herifler!” dedi ağlamalarının arasında.

Ancak Abuzer annemin çenesini kavrayıp başını kaldırdı ve zorla bana baktırdı. Annemin gözleri ağlamaktan şişmişti, “Oğlun da görecek, benim paramı vermemek neymiş görsün!” dedi öfkeyle. Annem utançla gözlerini kaçırıyordu bu sırada. Bana bakmamak için direniyordu.

Abuzer tekrar, “Yala!” diye bağırdı. Bir müddet tedirgin duran annem daha sonra Abuzer’in yarağını ağzına aldı. Önce ne yapacağını bilmiyormuş gibi durdu ama sonra sağ eliyle yarağını tutup kafasını da pipetten su içiyormuş gibi çekmeye, emmeye başladı. Abuzer annemin başını türbanı üzerinden okşayıp, “Ohhh, çok güzel, yala benim orospum, yala sürtük!” demeye başladı bu anda.

Çaresiz bir halde karşımda yaşananları görmemek için başımı eğip gözümü kapadım, ama kafama silahın kabzası ile sert bir darbe yedim. O ana kadar sessiz duran Vakkas, “Bak da gör orospu çocuğu, anan nasıl sakso çekiyor izle!” dedi kahkahayla. Ardından da, “Eğer izlemezsen anan gibi seni de sikeriz, sana etek giydirir kadın yaparız, orospu yaparız, anladın mı orospu çocuğu?” dedi. “Biz adamı madam yaparız ulan!” diye adeta kükredi Abuzer bana bakarak. Bu anda annem de ağzındaki yarağı çıkarttı, korku ve utançla kısa bir süre baktı bana.

Annemin yarağını ağzından çıkartması Abuzer’in hoşuna gitmedi. Çenesini sıkıp, “Sen devam sürtük!” dedi öfkeyle. Annem ses çıkartmadan kaldığı yerden devam ederken Abuzer de başını iki eliyle üstten sıkıca tutmuştu. İlk başta inik olan yarağı annemin emmeleri ile kalkmaya başlamıştı. Annem şimdi başını ileri geri oynatarak yarağını emerken sağ eliyle de sıvazlıyordu. Gözleri kapalı halde dizlerinin üzerinde ileri geri sallanıyordu ara sıra.

Abuzer’in yarağı kısa süre içinde bir roket gibi havaya dikilmiş ve annemin ağzını doldurmaya başlamıştı. Yarağının kafasının annemin ince beyaz yanaklarında yaptığı şişkinliği görüyordum. Annem yine gözleri kapalı, bazen sağ bazen de sol eliyle yarağını sıvazlıyor ileri geri oynattığı başı ile ağzına almaya devam ediyordu. Ara sıra gözlerini açıp ağzına gelen sıvıları parmağının ucu ile temizliyordu. Sonra da kaldığı yerden devam ediyordu. Abuzer’in yarağından akan zevk sıvılarıydı bunlar.

Yüreğim çaresizce güm güm diye atıyor, karşımda yaşananları bir sinema filmi izler gibi izliyordum. Abuzer annemin başını sıkıca tutmuş şimdi kendisi yarağını ağzında ileri geri oynatıyordu. Annemin gözlerinden akan yaşlara dudaklarından ve çenesinden akan salyalar, tükürükler karışıyordu. Öğürür gibi sesler çıkartıyordu.

Bu ara annem başını öbür tarafa çevirmek istediğinde Abuzer yarağı ağzında olduğu halde annemin başını tutup bana çevirdi. O an annemle göz göze geldik. Annemin yaşadığı utancı hiçbir kelime anlatamazdı. Benim de ondan aşağı kalır yanım yoktu. Abuzer hem bana hem anneme ağır küfürler edip durdu bu anlarda.

Abuzer dizlerini biraz öne kırmış ve eğilmişti. Annemin başını benden yana çevirmiş sıkı sıkı tutuyor, onun hareket etmesine engel oluyordu. Annem boştaki ellerini havada sallıyor, zaman zaman Abuzer’in kalçalarını tutuyor ama çoğunlukla kendini kaybetmiş şekilde oraya buraya oynatıyordu.

Abuzer annemi ağzından sikiyordu. Ona sakso çektirmiyor, ağzından sikiyordu resmen. Yarağı artık kocaman kalın bir patlıcana dönüşmüştü ve annemin boğazına kadar girip çıkıyordu. Annem gözlerini benden kaçırmaya çalışsa da içinde olduğu durumda bunu yapamıyordu. Ben de Vakkas’ın kafama dayadığı silah nedeniyle ne başımı eğebiliyordum ne de gözümü kapatabiliyordum. Karşıma, anneme bakmaktan başka çarem yoktu.

Vakkas da benim gibi olan biteni izlerken fermuarını açıp dışarı çıkardığı yarağını okşamaya başlamıştı. Sağ eliyle silahı tutarken sol eli yarağındaydı. Kara kuru, ince uzun bir adam olan Vakkas’ın yarağı da uzun kara bir patlıcan gibiydi. Bir bana bir anneme bakıyor ve pis pis sırıtıyordu.

Zaman ilerledikçe Abuzer’in yarağı annemin ağzına ancak yarısına kadar girer olmuştu. Annemin ağzı daha fazla açılmıyordu. Gözyaşları, tükürükler, salya ve sümük hepsi birbirine karışmıştı. Abuzer adeta bir kadını domaltmış sikiyormuş gibi sikiyordu annemin ağzını. Kasıkları annemin ağzına şiddetle vuruyordu. Şişmiş ve küçük birer topa dönüşmüş taşakları sallanıyor, annemin çenesine çarpıyordu ara ara.

Abuzer’den böğürtüler, homurtular ve inlemeler gelmeye başladığında hareketleri de çoğalmış, hızlanmıştı. Annem artık nefes almakta bile zorluk çekiyordu. Abuzer’in zorla benden yana çevirdiği uzun beyaz yüzü kıpkırmızı olmuştu.

Derken odanın içi Abuzer’in ayı gibi çıkardığı seslerle çınlamaya başladı. Annemin ağzındaki yarağından akan koyu beyaz dölleri gördüm. Annemin ağzından çenesine, türbanına ve pardesüsüne akıyordu döller. Abuzer annemin ağzına boşalmıştı. Boşalırken de ileri geri hareketlerle yarağını annemin ağzına sokup çıkartmaya devam etti.

Sonunda durduğunda çıkardı yarağı ağzından. Annem başını öbür tarafa çevirdi, ellerini ağzına götürüp öğürmeye başladı. Vücudu sarsılıyordu. Bu sırada Vakkas kirli bir el havlusunu anneme uzattı. Annem havada kaptığı havlu ile ağzını kapattı. Uzun uzun öğürmeye devam ederken kusacağını sandım ama aksine kusmadı. Abuzer’in ağzına akıttığı döllerini yutmuştu.

Kendine geldiğinde havlu ile yüzünü gözünü de sildi. Ağlaması kesilmişti. Dizlerinin üzerindeydi halen. Bana hiç bakmıyordu. Abuzer Vakkas’a, “Hadi aslanım, geç bakalım sıra sende!” dedi sırıta sırıta. Sonra da, “Bu karı yanıyor ha, manyak yanıyor hem de. Karı milletinden iyi anlarım ben, acayip yanıyor. Görüntüsüne bakma. Yanmayan karı döl yutmaz Vakkas, yanmayan karı döl yutmaz, bu orospu hepsini yuttu!” dedi gülerek. Sonra da suratıma bir tokat atıp, “Senin anan yanıyor lan orospu çocuğu, baban hiç sikmemiş mi bu garibi?” dedi kahkaha atarak.

Babam öldüğünde 70 yaşındaydı, annemle aralarında 20 yaş fark vardı, son birkaç senesinde de yatalaktı. Doğal olarak annem uzun yıllardır cinsel ilişkiye girmemişti. Bir kadın olarak onun da cinsel ihtiyaçları vardı elbette, ama bunun Abuzer tarafından böyle dile getirilmesi kanıma dokundu. Annem için, “Yanıyor bu kadın!” demesi beni çok sinirlendirdi. Hatta annemi sikecek olmasından bile çok. Ama sinirlensem de yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

Derken Vakkas elindeki silahı Abuzer’e uzattı ve soyunup annemin önüne geçti. Çoktan kalkıp sertleşen yarağını tutarak, “Hadi bakalım, sıra bende!” dedi sırıtarak.

Annem fısıltılı bir sesle, “Çocuğu çıkarın dışarı, Allah aşkına çıkarın!” dediğinde, Abuzer, “Çıkmayacak ulan!” dedi sinirle. Sonra da annemin kafasına tokat attı. Annem sesini çıkartmadı bu tokattan sonra. Gözlerinden akan birkaç damla yaşı sildi. Başını kaldırıp, “Dizlerim ağrıdı, şu yastığı verin bari!” dedi Vakkas’a.

Vakkas yatağın üzerindeki kirli yastığı alıp uzattı anneme. Annem bunu dizlerinin altına koydu. Şimdi Vakkas’ın yarağını ağzına alacaktı…

Categories
Uncategorized

Karım Karene kalkan Sikler..! (4)

Karım Karene kalkan Sikler..! (4)

Karım Karene kalkan Sikler..! (4)

Bir süre öylece kaldılar. Sonra karım elini götürüp kalçasına fışkıran belleri yaymaya başladı. Bir kedi gibi mırıltılar çıkarıyordu.

Şimdi karımı yalnızca seyrediyordu. Manav Karenin elini bu sefer de ağzına götürüp döllü parmaklarını tek tek emmeye başladığında, Manavın gözleri bir kez daha parladı. Siki halen inmemişti. Tüm sinirlerim gerilmiş,
bundan sonra ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıyordum. Acaba herif bir daha sikecek miydi karımı. Aslında
tüm benliğimle bunu istediğimin farkındaydım. Karımın gözlerimin önünde sikilmesine doyamamıştım. Tüm
yaşamım boyu tatmadığım kadar büyük bir zevk almıştım bundan. Bu yüzden de bitmesini istemiyordum. Birden karımın doğrulduğunu gördüm. Şimdi adamla yüz yüze mutfak tezgahının üstünde oturuyordu. Sonra yavaşça
inip onun önünde ayakta durdu. Kollarını Manavın boynuna doladığını ve o güzelim dudaklarının onun ağzına
verdiğini gördüm. Herifin iyice sert olduklarından kuşku bile duymadığım sakalları karımın yüzüne batıyor
olmalıydı. Ama bundan şikayet etmiyordu karım. Hiç beklenmedik bir hareketle karımın Manavın önünde diz çöktüğünü gördüğümde, karımın ne yapacağını anlayıp iyice heyecanlandım yine. Sikim bir anda kazık gibi
olmuştu yine.Manav biraz şaşkın seyrediyordu karımı. Siki halen kocamandı, ama şimdi am suları ve döllerle
ıslanmış pırıl pırıl parlıyordu da üstelik. Doğrusu müthiş görünüyordu.

Karım bir elini uzatıp sıkı sıkı tuttu Manavın sikini. Sonra iyice sokulup herifin taşaklarını yalamaya başladı.
Manavın elektrik çarpmış gibi titrediğini gördüm. Karım o kıllı yumurtaları birer birer yalıyor, sonra da alabildiği
kadarını ağzının içine alıp emiyordu. Sonunda taşakları bırakıp, az önce hem amına hem götüne giren bu
kocaman siki kökünden başlayarak ucuna kadar yalamaya koyuldu. Sıra sikinin inanılmaz büyüklükteki bir
mantara benzeyen başının yalanmasına geldiğinde, herifin titremeleri arttı birden. Karım ağzını alabildiğine
açtı ve dudakları o kocaman mantarın üstüne kapandılar. Sikini emmeye başladı. Başı da hareketlenmişti
bu arada, ileri geri oynuyordu. Karım küçük hareketlerle Manavın sikini ağzına sokup çıkarıyordu böylece.
Her seferinde de biraz daha fazla alıyordu ağzının içine. Karımın ağzının ne kadar müthiş olduğunu benden
iyi bilen olamazdı bu dünyada. İnsanı delirtebilirdi ağzıyla. Karım yarrak emmeye ve yemeye bayılıyordu.
Çok iyi biliyordum ki, karım Manavın o kocaman sikinin hepsini birden alacaktı ağzına. Adam büyülenmiş gibi seyrediyordu onu. Karımın başı her ileri gelişinde biraz daha giriyordu siki ağzına. Sonunda burnu adamın pantolonuna dayandı. Becermişti işte. Karım o kocaman yarağın hepsini yutmuştu. Burnundan derin bir
inleme çıktığını duydum.

Sonra müthiş bir şey oldu. Adam iki eliyle karımı omuzlarından kavradı. Aynı anda da kalçaları hareketlendi.
Sikini karımın ağzına sokup çıkarıyordu. Tanrım! Karımı ağzından sikiyordu. Önce hafif olan hareketleri de
giderek hızlanıyordu. Sonra birden kendini kaybetti. Şimdi yine aynı inanılmaz hızına ulaşmıştı. Sikini karımın
ağzına sokuyor çıkarıyor, sokuyordu. Müthiş bir manzaraydı bu. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey görmemiştim.
Karımı düpedüz ağzından sikiyordu. Kalçalarının her geri hareketinde o kocaman siki neredeyse en ucuna
kadar çıkıyordu karımın ağzından, sonra da büyük bir hızla sokuyordu. Gırtlağına kadar hem de. Karımın
zevkten uçtuğunu görebiliyordum, kendini olduğu gibi bırakmıştı. Karenin gözlerinden yaşlar geliyor ama
yinede her seferinde kocaman siki gırtlağının dibine kadar alıyordu. Karımın da şimdiye kadar böyle bir şey yaşamamış olduğuna emindim. Kelimenin gerçek anlamıyla ağzından sikiliyordu. Önce amına, sonra götüne
girip çıkan, tohumlarını boşaltan o kocaman kapkara ve kıllı Sik şimdi ağzına girip çıkıyordu. Hem de
görülmemiş bir hızla. Karımın kafasından o anda neler geçtiğini bilmeyi çok isterdim. Manav ise yalnızca
sikiyordu. Hiç durmadan ve hırsla sikiyordu karımın ağzını. Tanrım! Sikiyor, sikiyor, sikiyordu…

Sonunda Manav yine naralar atarak boşalmaya, tohumlarını bu sefer karımın gırtlağına fışkırtmaya
başladığında, zaman kavramını iyice yitirmiştim. Bu müthiş sikişin ne kadardır sürdüğünü bilemiyordum.
Gözlerim karımın içeri göçmüş yanaklarındaydı. Hırsla emiyordu Manavın sikini. Sanki içinde tek bir damla
döl bile kalmasını istemiyormuş gibiydi. Bir taraftan da gırtlağının sürekli oynadığını, herifin döllerini büyük
bir iştahla yuttuğunu görebiliyordum. Bu sefer belimi getirmemeyi başardım ama. Kendimi öyle bir sıkmıştım ki karnıma ağrılar girmişti. Ama asıl ağrıyan yine tepeleme dolmuş olan taşaklarımdı tabii.

Nihayet Manav geri çekildi. Karımın ağzından çıkan siki artık inmişti. Yorulduğu, hem de iyice yorulduğu belli
oluyordu adamın. Bu da normaldi tabii. O kadar çok ve hızlı hareket etmişti ki, bitap düşmüş olmalıydı.
Ama karım da yorulmuş görünüyordu. Yere oturmuştu. Yüzünde öylesine müthiş bir ifade vardı ki, tek başına
bu bile bir erkeğin sikini kaldırmaya yeterdi. Manavın sikini pantolonuna sokup fermuarını çektiğini görünce
her şeyin bittiğini anladım. Adamın biran önce gitmek istediği belliydi. Karım onu göderdi.

Karım böyle çıplak ve yeni sikilmiş haliyle o kadar sik kaldırıcıydı ki anlatabilecek kelime bulmak kolay değildi.
Karen adamın arkasından kapattığı kapıya sırtını yaslayarak durdu. Aynı anda ben de hareketlendim ve
mutfağa girdim. Karıma doğru yürürken gözgözeydik.Karenin gözlerinin içi gülüyordu,ellerini açarak bana
doğru koştu ve Aşkım diyerek kuçağıma zıpladı. Sonra karımın dudaklarının kenarlarındaki parıltıları
farkettim. Demek ki manavın döllerinin hepsini yutamamış, bir kısmının dışarı sızmasını engelleyememişti.
Bu öyle bir manzara yaratıyordu ki, önce dudaklarından akan döllere yapıştım sonrada boynuna doğru akan
dölleri yalaıp yuttum.Adamın menisinin tadı ve kokusu karımın pürüssüz teninin kokusuyla karışınca sanki
miski amber olmuştu. Başım dönmeye başlamıştı. Sonra karımın dudakları iyice aralandı. Tanrım! Ağzının
içinde de halen döller vardı. İki elimle karımı çıplak kalçalarından kavrayıp kendime çektim. Sağ elimin orta
parmağını kalçalarının arasına kaydırdım. Götü alabildiğine açık duruyordu. Vıcık vıcıktı. Biraz bastırınca
parmağımı yutuverdi birden. Tanrım! Götünün içi döl doluydu. Götü birden hareketlenmiş açılıp kapanıyordu.
Karımı çevirip duvara domalttım. Götünün küçük deliği de açılıyor kapanıyor sanki beni çağırıyordu. İçinden
sızan döller ince bir şerit halinde bacağına akıyordu şimdi. Karımın, “Ahhhhh, müthişti sevgilim! Çok
güzel sikti beni! Siki de kocamandı, gördün değil mi? Yarağı kocamandı! Ohhhhh, her yerimden sikti beni
sevgilim!” diye mırıldandı. Bende evet Aşkım adam seni ardı ardına kaç kere orgazm etti ben bile
sayamadım…

Karım birden önümde diz çöktü. Taşaklarım yüzüne değiyordu şimdi. Karım tıpkı Manava yaptığı gibi
taşaklarımı yalamaya başladı. İki eli pençe gibi kıçımın yanaklarını kavramıştı. Fazla dayanamayacağımı
biliyordum. “Hadi ağzımı sik kocacığım!” dedi karım birden, “Hadi ağzımı sik sevgilim. Tıpkı Manavın
yaptığı gibi Sikini ağzıma sok ve sik! Hadi! Ohhhhh! Hadi sevgilim. Hadi kocacığım!” dedi. O an için bundan
daha çok isteyeceğim hiç bir şey olamazdı. Vücudumun üst kısmını öne eğdim. Sonra da bir elimle bastırıp
sikimi tıpkı bir Am gibi açılmış bekleyen karımın ağzına soktum. Tanrım! Karımın ağzı Am’a benziyordu.
Gırtlak kasları Manavın o kocaman siki nedeniyle iyice gevşemişti. Hiç zorlanmadan sikimin hepsini yuttu.
Küçük dilinin sikimin zonklamakta olan başına değdiğini hissediyordum. Sokup çıkarmaya, karımı ağzından
sikmeye başladım. inlemeleri öylesine tahrik ediciydi ki, belimin hemen gelmesini önlemek,bu müthiş zevki uzatabilmek için alabildiğine kasmıştım kendimi. Fırın gibiydi ağzının içi. Islak ve kaygan
İnanılmaz güçlü bir vakum makinesi gibi emiyordu sikimi. Birden bir top gibi patladım. Belim
geliyor, tohumlarım bitmek bilmeyen salvolar halinde karımın gırtlağına fışkırıyordu. Karımın vücudu da
dalga dalga sarsılıyordu. Bellerimi büyük bir iştahla yutup midesine indiriyordu. Bunun kısacık bir süre
içinde kaçıncı kez olduğunu şaşırmıştım.

Uzunca bir süre halının üzerinde sarmaş dolaş yattık karımla. İkimiz de iyice yorgunduk. Karımın yüzündeki
mutlu tebessüm o kadar güzeldi ki beni deli ediyordu. Karım kendini bir yabancıya siktirmek istemiş ve
bunu elde etmişti. Gözlerimin önünde sikilmişti karım. Hemde iki gündür tanıdıgımız, ama harika
kocaman kapkara ve kıllı bir yarağı olan hayvan gibi bir Manav sikmişti karımı. Amından, götünden ve
ağzından sikmişti. Karıma, “Memnun musun bebeğim?” diye sordum. “Ohhh! Evet sevgilim. Çok güzeldi.
Müthiş güzeldi. Peki sen? Sen memnun musun kocacığım?” dedi. “Evet! Hemde çok!” dedim.

Bugün bir şeyin farkına vardım. Karım bu gün seksi, aşk ile yani benden ve ruhuyla yapmış, gerçekten
de tek seferde defalarca kez boşalmış adeta Orgazmdan orgazma koşmuştu..Burdanda şunu anlıyordum,
karım önce ruhen kendini ve beni hazırlamıştı. Geriye sadece cesaretimiz kalmıştı ve biz bu testi geçmiştik
ve çok mutluyduk.

Şimdilik Son…

Categories
Uncategorized

Kankamla Sex

Kankamla Sex

180 boyunda 77 kilo kumral yakışıklı bir gencim. Bu anlatacağım hikaye bundan 2 yıl önce üniversiteyi kazandığım ilk yıl oldu. İstanbulda özel bir öğrenci yurdunda kalmaya başladım. Yurttaki odam iki kişilikti. Volkan isminde basketbolcu 185 boyunda 78 kilo atletik ve çok yakışıklı bir oda arkadaşım vardı. Aynı odayı paylaşıyorduk ve banyo da odanın içerisindeydi. Yakın arkadaş olduğumuz için birbirimizin yanında soyunur giyinirdik. Duşkabin olduğu için biri duştayken diğeri tuvaleti ya da aynayı kullanabiliyordu. Bu nedenlerle birçok kez birbirimizi çıplak görüyorduk. Bu ikimiz içinde sorun olmuyordu. Zaten ikimizin de kız arkadaşları vardı ve çapkınlık yapıyorduk.
İkimizin de sevgilisi olmadığı bi dönem sürekli seksten bahsetmeye başlamıştık. El şakalarımızın dozu artmaya başlamıştı. Birbirimiz aşırı küfürlü ve müstehcen espiriler yapmaya başlamıştık. Tüm bunların nedeni ikimizin de azgın olmasıydı. Azgınlığımızın tavan yaptığı günlerden birinde okul dönüşü odama geldiğimde volkanın duşta olduğunu farkettim. Üstümü değiştirmek için soyunmuştumki o da banyodan çıktı. Üzerinde herzamanki gibi sadece bir havlu vardı ve ıslaktı. Şakayla “oğlum bak böyle gezme hazır soyunmuşum sikerim acımam” dedim. O da ” gel sik kanka ayıp ettin senden mi sakıncam” diyerek şakaya karşılık verdi ve havluyu biraz asagi sıyırarak poposunu gösterdi. Poposu kılsızdı ve yuvarlaktı. Bir erkeğin sahip olabilecegi en guzel göte sahipti. O an olan oldu ve benim yarak dikeldi. Bunu gören volkan “ulan arkadaşa sik kalkar mı aq” diyerek üstüme atladı ve şakayla karışık güreşmeye başladık. Bu beni daha da azdırmıştı. Teni tenime değiyordu ve kalkık sikim vücuduna sürtüyordu. boğuşurken havlusu belinden düştü ve onunda sikinin kalkık olduğunu farkettim. o an dudaklarına yapıştım ve sevişmeye başladık. O kadar iştahla sevişiyordukki daha önce hiçbir kızla böylesine iştahla sevişmemiştim.

Sevişmeye yatakta devam ettik. Bi an kapının kilitli olmadığını ve yurttan herhangi birinin bizi o şekilde görebileceğini farkettim ve kapıyı kilitlemek için ayağa kalktım. Kapıyı kilitleyip döndüğümde volkanı yüzükoyun yatarken buldum. Götü inanılmaz güzel görünüyordu. Bu bir mesajdı onu sikmemi istiyordu. Sikimin götünün arasına geleceği bir şekilde üstüne yattım. Bu şekilde asla içine giremezdim; amacım sadece yarağımı hissettirmekti. Üstüne yatıp kulağını emerken yavasca önce yala sonra sok dedi. Üzerinde kalktım bembeyaz götünü dillemeye başladım. Dilledikçe kıvranıyor ve poposunu havaya kaldırıyordu. Dilleyerek onu domalma pozisyonuna geçirdim ve dilimi yeni yıkanmış duş jeli kokan götten içeri sokmaya başladım. Nefes alışları hızlanmıştı. Onlarca kızı sikmiş olan ve kızların peşinde koştuğu bu yakışıklı önümde domalmış dil darbelerimle kıvranıyordu. Koca siki dimdik olmasına rağmen bana sok diyordu. Dil darbelerimle vıcık vıcık olmuş götüne kalın ve damarlı sikimi sokmaya çalıştığımda ilk deneme başarısız oldu. Yarrağımın kafasının içine girmesi uzun uğraşlarım sonucunda oldu. Artık dehşet zevk alıyorduk ikimizde. yavaşça gidip gelmeye başladım. Bu gidip gelmeler hızlandı. O çapkın maço zevk iniltileri çıkarıyordu. Boşalıcağımı farkettim ve geliyorum dedim. O da bu esnada kendine 31 cekiyordu ve boşalıyordu. Aldığı zevkten dolayı söylediğim şeyi gec farketti ve bir anda içime boşalma diye bağırdı. Demesiyle benim boşalmam bir oldu. Son anda içinden çıksam da götünün arası ve bacakları döle bulanmıştı.

Categories
Uncategorized

Acımadan Hepsini siktim 7. bölüm

Acımadan Hepsini siktim 7. bölüm
Eda toparlanıp gittikten sonra ortalığı topluyordum, sigaramı söndürür söndürmez çalan kapıya yöneldim. Cansu kapının pervazına dayanmış o şuh bakışları ile karşımda duruyordu. Olan biteni en ince ayrıntısına kadar kahve eşliğinde anlatmıştım. Ben anlattıkça kahkahaları odayı çınlatıyor “Hak ettiğini buldu orospu, fakat işim bitmedi onunla”

Ne yapacaktı? Yetmez miydi bu beni korkutan da onun bu doymak bilmez kiniydi kendimi garip hissetmiştim kardeşini siktiğim ilk zamandan daha tuhaf bir ağırlık omuzlarıma çöküyor beni derin bir şeyin içine doğru itiyordu.

Cansu’nun isteği doğrultusunda Eda ile irtibatım hiç kopmadı, sikip bırakmadım yani gün içerisinde mesaj olsun telefon olsun tam iletişim halindeydik. Eda sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu “lütfen olan biteni Cansu bilmesin” oysa çoktan tuzağa yakalanmıştı

Cansu elinde poşetle odaya girdiğinde olayın üzerinden yaklaşık iki hafta geçmişti. Bu zaman zarfında ben Berk’in ağzına verip sikiyordum Cansu’yu ise okşamakla yetiniyordum, poşeti açıp kamerayı karşıma koydu ve bir sonraki sevişmemizi kaydetmem gerektiğini anlattı bunu asla kabul edemezdim bu konu hakkında tartıştık sert bir tartışma geçti aramızda hayır bunu asla kabul etmeyecektim fakat bir yandan da Eda’nın bitip tükenmek bilmeyen isteği, eşinin ortadan kaybolmasını bekliyorduk evet Eda’yı tekrar sikecektim zira artık kuru bir ibnenin götünü sikmek hiç de cazip değildi.

Cansu’ya bunu belli etmeden randevulaştık Eda ile ofisi görmek istiyorum bahanesi idi tabi işin ikimiz de olacakları biliyorduk onu akşamüzeri davet ettim mesai saatinden yarım saat sonraya, Berk de Cansu’da çıkmıştı tabi bende birazdan geri dönüp Eda’yı beklemeye başladım.

Eda’yı kapıda karşılayıp sıkıca sarıldım, onu çok özlediğimi söyleyip öperek ofisin iç kısmına doğru çekmeye başladım ellerim götünün yarığına giriyor okşuyor sıkıyor arada ufak şaplaklar atıyordum üzerine giydiği elbisweyi çıkarmaya çalışıyor azgınlığın verdiği o saldırganlık nihayete ermeden durmak bilmeyen hırsımla onu okşuyordum, bacaklarının arasında küçük gizli hazinesini avuçluyor parmaklarımla oynuyordum. Divana uzanıp öpüşmeye başladık
– Cansu bilmiyor..
– Siktirme cansu’yu.

Avuçladığım memelerini ağzıma götürüp bir su kaynağı gibi sıcaklığın doluluğun keyfini yaşıyordum, oda diz kapaklarımdan yavaşça ileriye uzanan eli ile önümü avuçluyordu çok geçmeden o da bende çırılçıplak kalmıştık kafası emme basma bir tulumba gibi çalışıyor eğilip tuttuğum memelerini okşuyordum dili sikimi kafasının üzerinde bir ortanyal kıvraklığı ile oynarken ağzına alıp dibine inmeye çalışıyor sikimin büyüklüğü buna engel olunca hemen çıkarıp yalıyordu ağzının kenarı ile küçük öpücükler attığı sikim artık demiri bile delecek sertlikle çelik gibi olmuştu

Onu kaldırıp bacaklarını yana alarak ağzıma oturmasını sağladım minik amcığını dişlerim ile ezip dilim ile ıslatıyor içine girip çıkıyordum memelerini avuçlamış ağzımın üzerinde oturup kalkıyordu biçimli minik amcık ikiye ayrılıyor arasından sularını boca ediyordu sanki, güzel kokusu yeni tıraşlanmış hali açıkçası buraya gelirken sikileceğinin farkında olduğunun kanıtydı.

Ellerini divana dayayıp domalttım sikimi içine sertçe bastırıp çektim bütün gücümle bunu yaptım o minik amcık açılarak sikimi içine almış bende bel kısmından tutup köklemeye arada içinde doolaştırmaya omuzlarından tutup bastırmaya başladım inlemeleri diri bedenimde bir kırbaç etkisi yapıyor kamçılanan bir at gibi hırsımla gözü dönmüş gibi pompalıyordum bu ufak tefek yavru iri bedenimin altında ileri geri bir oyuncak bebek gibi gidip geliyordu “Çok iyi sikiyorsun piç”…

Onu koltuğa oturtup bacaklarını omuzlarıma alıp sokmaya başladığımda “karnımda hissediyorum resmen” diyerek çığlıklar atmaya başlamıştı bense bastırdıkça bastırıyor o küçük güzel amın zevkini çıkarıyordum “aptal kocan” “sikemiyordu ibne sen sikiyo..aaayy..” “amına korum” “oohh koydun bile piç”

Yerim alnımdan memelerine damlıyor o ise elleri ile bunu bedenine sürüyordu bacaklarım uyuştu deyince bacağının birini salıp hafifçe üzerine oturdum acıyı yakalamış amının sağ duvarına hırsa vuruyordum belli ki canı yanıyor aldığı zevk bunu bastırarak amının bir yanını çöküntüye uğratmama ses etmiyordu

Kucağımda bir eşya gibi zıplayışını asla unutamam ellerimle küçük götünü teslim almış onu koca sikimin üzerin de resmen dövüyordum amı artık bir yarıktan ibareti, bir et ve su gömüsü bastırıp şaklatarak derinine daldığım bu kuyu belli ki iyi bir sikin hasreti ile ateşlenmişti. Bas bas baas dedikçe bütün kuvvetimi onun küçük bedenini dağıtmaya harcıyordum altıma yatırıp sokmanın zamanı gelmiş miydi yoksa biraz daha hoplatmalı mı…

Ama bu aşağılık minik orospunun doyacağı yoktu kucağıma tersten oturmuş inip inip kalkıyor elleri ile dizlerimi parçalayacak gibi tırnaklarını geçiriyordu götüne attığım şaplaklar odanın duvarlarında geziniyordu onu kaldırıp biraz da ayakta sikmenin tadını alıyordum artık..

– Ohh nefis…
– Tatlısın orospu..
– Sik vur yapıştır bana
– Orospu azmışsın iyice
– Evet azdım amk sikilmiyorum
– Sikemiyor mu gavat seni
– Nerede kendime sikici bulacağım dediğim de bile kim ne yapsın seni deid
– Enayi
– Boynuzla onu geyiğe çevir…

Altımda kıvrandı yılan gibi bense üstünden çakmaya amının çılkını çıkarmaya devam ettim sikimi kavrayan am su akıtmaktan kurumuş acımaya başlamıştı birkaç kere boşalmış inlemişti ama ben de hala tık yoktu azgın bir boğa gibi altımdaki amcığı düşünmeden pompalıyor pompalıyordum

– Üç gün acısı geçmedi amımın bu sefer bir hafta sürer…
– Götünü de sikeceğim
– Manyak mısın bağırsaklarımı dağıtır bu hayvan

Onu diz çöktürüp dudaklarının arasındaki yerimi almış taşaklarımı okşarken açık ağzının içine döllerimi akıtmaya başlamış çenesinden aşağılara dağılmaya başlamıştı ki

– Kolay gelsin sesi ile irkildik..

Cansu yine o fettan gülüşü ile sikimi ağzına almış eski kocasının kızkardeşine bakıyordu…

Categories
Uncategorized

Bar çıkışı Anısı

Bar çıkışı Anısı

İstanbul taksim bilen bilir hemen hemen herşeyin çok kolay bulunabileceği bir yer. Bende bekar bir genç olarak sık sık takıldığım bazı mekanları dışında o gece farklılık yapmak istedim daha önce çok duyduğum ama hiç gitmediğim bi yere gitmeye karar verdim kılık kıyafet düzgün olunca kapı da pek zorlanmıyorsun hele ki konuşmayı da bilirsen 🙂

İçerisi çok kalabalık olmamakla birlikte pekte tenha sayılmazdı ama sigara bölümü ayrı olduğundan sıkış tıkış dar bi alanda sigara içmek zorunda kalıyorsun vede yüksek sesle çalan müzikten kurtulmanın tek yeri. Elimde biram ile sigara bölümüne doğru ilerlemeye başladım çok kalabalık değildi ama stand lar doluydu bende tek başına sigara içen bir bayanın yanına gidip izin isteyerek biramı koyabilirmiyim diye sordum. Hay hay tabi diyerek gülümsedi ardından birandan bir yudum alabilirmiyim dedi bende biramı içersen bana bira ısmarlamak zorunda kalırsın dedim. Gülümseyerek istediğin bira olsun ağzım kurudu dedi. O bana bu kelimeleri söylerken bende onu baştan aşşağı süzmeye başladım. 30 lu yaşarında kısa küt saçlı 165 boylarında kumral saçlı ve esmer ten rengi vardı hafif balık etli sayılabilecek bir kilosu vardı ama gögüsleri ve poposu çok diri duruyordu. Bunu fark etmiş olacak ki çok inceledin kendine mi alacaksın diye sordu ve tek kaşını kaldırarak dudağını ısırmaya başladı o hareketi beni daha da etkiledi. Dans edelim dedi ve elimden tutup içeri girdik. içerisi kalabalıklaşmıştı ve hemen hemen heryerde yiyişen çiftler görmek mümkündü. önce bana dönük olarak dans etik daha sonra poposunu aletime sürterek dans etmeye başladı. O kadar hoşuma gitmiştiki olduğum yerde ayak üstü boşalacağımı düşünmeye başladım. Bir süre daha bu şekilde dans ederek içtik saat 01:00 civarında eve gidelim mi? Diye sordu benimde aradığım bahane o oldu zaten ki çoktan hazırdım geceye.

Motorum olduğunu söyledim ve bana gidebiliriz diye ekledim. Ama hayır ben kendi evime gitmek istiyorum diyince önce biraz korktum ama o gece elim boş dönmek te istemiyordum çünkü bana evli olduğunu söylemişti. Neyse atladık motora taksime gerçekten uzak olan evine doğru yola çıktık. Yolda bir eli belime sarılmış diğer eli aletimde gideceğimiz yere varana kadar oynadı. Tabi bende kaza yapmamak için pek falza ilgilenemedim. Evi bir sitenin içinde villa tipi müstakil bir evdi. Bahçeye girer girmez öpüşmeye başladık kapıya geldiğimizde kapıyı açmak için domaldı bende arkasına dayanıp kendimi tatmin etmekle meşguldüm. İçeri girdiğimizde benhayatımın şokunu yaşadım.

Kocası evde başka bir kadınla salonda sevişiyodu. Bizi gördü ben tabiki dondum kaldım ama hatun sürekli benimle öpüşüyo ve aletimi okşuyodu ki ben olayın şokunu atlatmadan olduğum yerde pantolonumun düğmelerini açmaya başladı. Kocası bize bakarak gülümsedi karısına dönerek çıtır bulmuşsun kendine bu gece uyku yok sanırım dedi karısı bu sırada çoktan aletimi pantolonumdan çıkarmış elinde sıvazlıyordu. kocasına dönerek seninkinden oldukça iyi dedi bu sırada kocası ile sevişen kadın bana bakarak katılsanıza bize dedi. Ben hala kendime gelmeye çalışıyordum. O sırada salondaki L koltukta sevişen adam ara verip aletini okşayarak yanıma kadar gelip boylarını ölçmeye aşladı hatta benim aletime falan da dokundu ki ben istemsiz olarak kendimi çektim. Bana rahat olmamı ve böyle şeyleri çok dert etmemei söyledi amerikan mutfak gibi bi tarzı vardı evin oradan bana votka almaya gitti bu sırada karısıda kocasının yanına gitti diğer kadın bu sırada benim yanıma gelerek eli ile aletimi sıvazladıktan sonra ağzına alıp saxo çekmeye başladı. Kadın elinde votka bardağı ile yanıma geldi ve o sırada bana saxo çeken hatuna o yarrak bana ait diyerek gülümsedi. Kocası geldi bana bir sigara verdi bir yandan sigara bir yandan votka içerek rahatlamaya çalışıyordum sonra önümde saxo çeken hatun ayağa kalktı bende o gazla elimdeki votka bardağını shot yaparak diktim kafaya.

L koltukta bir yere oturdum kadının kocası da yanıma oturdu çırılçıplak bir halde benim sadece pantolonum yarıya kadar inikti. Kadın beni komple soydu ve kendi de karşımda diğer hatunun yardımı ile soyundu ve diğer hatunla ayakta sevişmeye başladı tabi bende votkanın etkisi ile oturduğum yerde tıpkı kocası ile 31 çekmeye başlamıştım. İki kadın biraz seviştikten sonra ikiside önümüzde domalp kucağımıza oturup kalkmaya başladılar ve daha sonra dönüp saxo çekmeye başladılar bu arada masada duran biraya uzanıp içmeye başladım Kafam da iyice güzel olmaya başladı daha sonra ayağa kalktım ve kadını koltuğa oturtup amını yalamaya başladım.

Sıcak ve sulu bir amı vardı. Ben yaladıkça daha da sulanıyor ve iniltileri beni daha çok dilleme eğilimine itiyordu bacakları ile kafamı sıkıştırıyor bir yandan da eli ile kafamı iyice bastırıyordu.Bende iki parmağımla amını parmaklarken bir yandan da yalamaya devam ediyordum. O kadar yüksek sesle çığlık atmaya başladı ki Yan taraftakiler bie bizi izliyordu. Koltukta önümde domalttım. Aletimi yavaşça amının ağzına kadar dayadım kendiyavaş yavaş alıştırıyordu. Tam yavaş yavaş hareket yapıyordu ki bir anda sonuna kadar kökledim bu arada resimlerimde de var zaten 18 cm uzunluğunda ve 14 cm kalınlığında bir aletim var. Ben o hamleyi yaparken öyle bi çığlık attı ki Sanırım bütün site duydu. ama daha sonra öyle bir ohh çekti ki o halde boşalıyordum neredeyse. Benden oturmamı istedi kendi de kucağıma oturdu ve üzerimde zıplamaya başladı.her zıplayışından ah sesi ve çıkan şap sesi beni benden aldı sonra yan tarafta sevişen kadın ve kocasına doğru baktım ikiside bizi izliyordu kadın bana yakındı onun amını parmaklamaya başladım bu arada başlayınca bana doğru yaklaştı ve öpüşmeye başladık bu sırada adam kadının gögüslerini okşamaya ve yumuşatmaya başladı ki benim kucağımda zıplayan kadın durdu kucağımdan indi ve kocasına saxo çekmeye başladı diğer kadın sarışın yaklaşık 170 boyunda 25-27 yaş arasında uzun saçlı vede çok kıvrak bir hatun du. Ani bir hamle ile kucağıma oturup aletimi yavaşça içine akdı yüzü bana dönük halde üzerimde zıplamaya başladı ve sanırım kalın olduğu için daha çok bağırmaya başladı kucağımdan indirip duvara yasladım. Bir bacağını kaldırıp belime doladım ve ayakta amından sikmeye başladım. Ben her içine girip çıktıkça zevkten 4 köşe oluyordu. Bir o kadarda çığlık atıyordu. Sanırım votkanın da etkisi ile 10 dakika kadar o pozisyonda girip çıkmaya devam ettim bir ara eli ile amını okşamaya ve sağ sol hareketler yapmaya başladı. Sonun da beni itti ve eli ile sağ sol hareketler yapmayı hızlandırıp çığlık attı ve inanılmaz bir şekilde boşaldı daha sonra olduğu yere çöküt bacaklarını uzatıp öyle bi ohh çekti ki. Hiç bir kadının öyle boşaldığını görmemiştim. Bu sırada çift arkamda sevişmeye devam ediyordu ki kadın beni çağırdı ve bana doğru domalıp kocasınınkini ağzına almaya başladı bende arkadan girip çıktıkça ileri geri gidiyor gögüsleri sallanıyordu. Kocası boşalmak için ayağa kalktı ve az önce benim boşalttığım kadının yüzüne boşaldı. Ben ise hala girip çıkmaya devam ediyordum. Daha sonra boşalmak istedim nedense 🙂 Kadın bana döndü önümde çömelip ağzına almaya ve saxo çekmeye başladı kafasını o kadar güzel yalıyor du ki zevkten 4 köşe olmuştum. elimle durdurup aletimi elime aldım ve yüzüne öyle bi boşaldım ki ilk başta işedim sandım. Sanırım uzun zamandır içimde tutuyordum 🙂 Gecenin sonu güzel bitti diye sevindim oturup sigara içmeye başladık.4 Çıplak L koltukta oturmuş keyif sigarası içiyorduk aradan sanırım 40 dakika falan geçti ki sigara içerkende porno film izliyorduk ve 2 kadın da benden bahsediyor ve çok iyi bir pornocu olabileceğimi söylüyorlardı. Duş alabilirmiyim diye sormaya hazırlanıyordum ki diğer kadın benden önce davranıp ben duşa giriyorum kim benle gelmek ister dedi Kocasına baktım bana göz işareti ile sen git yaptı bende tabi peşinden gittim duş alırken sevişmeye devam ediyorduk. Aletim yine setleşmişti bu defa arkadan istiyorum dedi ve önümde belini kırarak poposunu dik bir şekilde bana doğru çevirdi. Bende elimle yavaşça yerleştirdim içine ama bu defa zorlamayacaktım ki bir eli ile popoma öyle sert bastırdı ki bir anda içine girdim. ve bunu hızlı bir şekilde sert çe yapmaya devam ettim sanırım 5-6 dakika falan sürdü canının yandığının farkındaydı ama o kadar zevk alıyordu ki hiç durmadım daha sonra götüne boşalıp arkadan omuzlarından tutup kendime çektim dik dırduğu için bir anda çok müthiiş bir çığlık attı onunla birlikte bende bir ohh çektim.tamamen boşalıp aletimi çıkarttım. bana döndü ve hayatımda hiç böyle bir zev yaşamadım dedi. Duş alıp iyice temizlendikten sonra duştan çıktık adamın eşi uyumuş adam ise porno izleyerek 31 çekmeye devam ediyordu. kadına gidecekmisin kalacakmısın diye sordum ki bu arada saat sabah 06:00 civarı olmuştu bile. Gideceğini ve mümkünse kendisini eve bırakmamı söyledi bende hayhay olur dedim. Dışarı çıkıp motora binmeye hazırlanıyorduk. Adam kapıya kadar çıkıp özellikle bana çok teşekkür ettiğini ve yine görüşmek istediğini söyledi. Olur tabiki dedim ve daha sonra bir kaç kez daha gittim şu aralar kendilerine ulaşamıyorum. Ama yine olsa yine giderim.

Buda böyle bir anımdır

Categories
Uncategorized

Derya ve Akif (Pasif gay anılarım -2)

Derya ve Akif (Pasif gay anılarım -2)

Tekrar merhaba,
Oda arkadaşım Derya ile kız arkadaşı olana kadar partner olduğumuzu önceki hikayemde anlatmıştım. İlk sevişmemizden sonra artık Derya ile karı-koca hayatı yaşıyorduk. Tek odalı evimizde gün aşırı sevişiyor, çeşitli fanteziler yapıyorduk. Ben de artık tecrübelenmiştim. Popomun ve dize kadar bacaklarımın kıllarını alıyor, göğsümü ve yüzümü traş ediyordum. Derya sakalım iki günü geçtiğinde bana kızıyor, “bana böyle mi karılık edeceksin” diyordu. Onun kırmızı koca kafalı penisini, sarkık testislerini artık ezberlemiştim. Cinsel organını ben traş ediyordum o televizyon seyrederken, bazı sabahlar penisi deliğime dayanmış bir şekilde uyanıyordum. Gözümü açamadan beni becermeye başlamış oluyordu. Artık erken boşalma sorununu da çözmüştük, o beni uzun uzun becerirken diğer odalardan duyulmasın diye
ağzımı elimle kapatıyordum. Ben halimden çok memnundum ancak Derya sıkılmaya başlamıştı. Bazen duruma renk katalım diyor ama muhabbetin ardını getirmiyordu. Bir akşam ağzındaki baklayı çıkardı ve “seni sikilirken izlemek istiyorum” dedi. Beni kıskanmasını isterdim ama o benim gibi düşünmüyor, beni sadece seks objesi olarak görüyordu. Kaybedecek bir şeyim yoktu ben de “olur aslında ama kim olacak ki” dedim, sokaktan birini çevirecek halimiz yok. Arkadaşlarına anlatırsan da okula devam edemeyiz.” dedim.” Ben aslında birisine söyledim” dedi, başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Artık dilden dile dolaşıyoruz diye düşündüm. İfademden anlamış olacak ki “merak etme, okuldan değil” dedi ve anlatmaya devam etti ” bayram sonrası yakın dostumuz olan bir ailenin tek oğlu olan Akif Abi’yle içiyorduk. Gecenin sonuna doğru artık gündelik konular bitti seksten konuşmaya başladık. Akif Abi eski sevgilerinden başladı, yeni boşandığı eşine kadar
anlattı. Ben de yaşadığım tek ilişkiyi yani seni anlattım. Bütün ayrıntıları biliyor. Ve açıkça bana kendisinin de benzer fanteziler kurduğunu ama gerçekleştiremediğini söyledi. Sen de istersen deneyebiliriz.” dedi Derya. Ben bakakaldım, ne düşüneceğimi ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Derya’nın ilgisini canlandırmak istiyordum ama tanımadığım bir adamla da birlikte olamazdım. Hem kimdi neydi bu Akif? Nasıl görünüyor, nasıl kokuyor, en önemlisi nasıl düşünüyordu? Derya’ya bana zaman vermesini söyledim. Takip eden hafta Derya bana hiç ilgi göstermedi, sevişme denemelerim başarısız oldu. Ben de kabuğuma çekilmiştim ve sadece arkadaş gibi yaşamayı göze almıştım. Bir sonraki haftanın sonunda Derya bana” Akif abi şehire geldi, bizi yemeğe oradan da bir yerlere götürmek istiyor. Ne dersin?” dedi. “Olur dedim, sorun yok.” Sonuçta sadece bir yemekti. Aynı günü akşamı Akif bizi yurdun önünden almaya arabasıyla geldi. Arabanın arka koltuğuna oturdum ve merhabalaşıp el sıkıştık. Giderken arada bir dikiz aynasından bana bakarak konuşuyordu. Ben de onu inceliyordum. Arabadan indiğimizde tam olarak onu gördüm. İlk fikrim olumsuzdu. Akif saçları üst kısımlarda iyice seyrekleşmiş, koca bir göbeği olan, kalın bıyıklı esmer bir adamdı. Pek canım çekmemişti ilk anda doğrusu. Yemekte muhabbet ilerledikçe esprili ve sıcakkanlı tavrı hoşuma gitmeye başladı. Özellikle bana çok candan davranıyor, konuşurken gözlerimin içine bakıyordu. Restorandan kalkıp yakındaki bir bara geçtiğimizde içtiğim Votkanın da etkisiyle olacak ki iyice kanım ısınmıştı bu adama. Derya tuvalete gitmek için kalktığında ben “Akif yanıma otursana” dedim. O da zaten bunu bekliyordu bence ki, saniye geçmeden yanındaydı. Derya döndüğünde Akif yanımda Derya karşımdaydı. Saat 11’e yaklaşmıştı ve barın içi gayet loştu. Etrafı kolaçan edip, sağ elimle kumaş pantolonunun üzerinden Akif’in penisini kavradım. Henüz kalkmamış olan penisini ve taşaklarını elimde tutarken yüzünün aldığı ifadeyi seyrediyordum. Penis elimde büyümeye başladı, bir noktadan sonra artık o kilodun içine sığmayacaktı. Ani bir hareketle fermuarını açtım, kilodunun önünde işemek için açık bırakılmış delikten penisini dışarı çıkarttım. Derya’nın penisi daha güzeldi ama sıcacık siki elimde tutmak çok güzeldi. Derya da karşıdan bizi seyrediyor, anlaşılmaması için etrafa bakıyordu. Çaktırmadan elime tükürüp sivri kafalı penisin kafasını avucumun içinde
sıvazlamaya başladım. Akif’in zevk suyu gelmişti bile, sarı yoğun kıvamlı suyun iki damlasının tadına baktım. “Çok tatlı bal gibi” deyip kikirdedim. Akif; “boşaltma beni eve gidelim” dedi. Memleket iki saat mesafede evde kimse yok, haftasonu takılırız. Ben sizi tekrar bırakırım.” dedi. Akif hesabı ödedi. Yola çıktık. Derya kafası güzel arabayı kullanıyor biz arkada yiyişiyorduk. Akif pantolonunu dizine kadar sıyırmıştı, ben onun kılları hiç alınmamış penisini emiyordum. Koca göbeğinin altında 12-13 santimlik bir penisi vardı. Sonra ben kotumun ön düğmelerini tamamen açtım ve Akif’e popomu avuçla dedim. Akif kotun içinden pürüzsüz popomu avuçlamaya başladı. Sonra eline tükürüp orta parmağını kahverengi deliğime saplayıverdi. Orta parmağıyla deliğimi sikiyordu, arada bir kendi parmaklarını yalayıp ıslatarak hem orta hem yüzük parmağını deliğime sokmayı başarmıştı. Yaşadığım en seksi anlardan biriydi. Şu an bu hikayeyi yazarken bile tahrik oldum ve dildolarımdan birini deliğimde çevirmekteyim. Akif geliyorum diyerek boşaldığında bütün dölünü yuttum, penisinde kalan son damlaları dahi kamışını sıvazlayarak dilimin üzerine boşalttım. Artık eve çok yaklaşmıştık, toparlandık eve girdik. Derya bizi dikiz aynasından izlerken çok tahrik olmuş yolu zor bitirmişti. Eve girer girmez, pantolonumu yırtarcasına çıkardı, beni ayakta hafif öne eğdi ve hiç beklemeden zaten hoşaf gibi olmuş, yumuşacık deliğime saplayıverdi. O kadar hızlı ve sert sikiyordu ki beni sesli bir şekilde inlemekten kendimi alamıyordum. Akif bağırmamı önlemek için beni deli gibi öpmeye başladı. Ben o an iki aygırın arasında kalmıştım. Bir yandan da Akif’in sikini sıvazlıyordum. Derya’nın darbeli vuruşları prostatımı uyarıyor, muazzam bir haz duyuyordum. Bir süre sonra elimi küçücük beyaz klistorisden farksız penisime dokunmadan inleyerek boşaldım. Derya bu anda arkamdan çıktı beni kendine çevirdi, kafamı öne eğip kırmızı koca kafasını ağzıma verdi. Domaldığım için deliğim Akif’in önünde kalmıştı. O da usulca sivri kafalı penisini yerleştirdi. Daha iki dakika geçmeden önce Akif içime sonra Derya ağzıma boşaldı. Tabii ki uslu bir kız olarak hepsini yuttum. Üçümüzün de hali kalmamıştı. 15 dakika sonra Akif’in çift kişilik yatağında iki aygırın arasında mutlu mesut uyuyordum.

İyi geceler

Categories
Uncategorized

Apartman Yöneticisi Bayan1

Apartman Yöneticisi Bayan1
Bundan uzun zaman önce evde otururken kapı çaldı. Açtım, 45 yaşlarında bir adam vardı kapıda, alt komşumuz olduğunu, eşinin yaptığı sarmalardan bana da getirdiğini söyledi. O sıra muhabbet etmeye başladık. İsminin Ali ve servis sorumlusu olduğunu, akşamları eve geç ve yorgun geldiğini, benden gelen sesten çok rahatsız olduğunu söyledi. Kendisinden özür diledim. Muhabbetimiz koyulaşmıştı Ali abiyle artık. Bir akşam balkonda sigara içerken alt balkonda bir tıkırtı duydum. Eğilip baktığımda karşılaştığım manzara inanılmazdı, altında kısa bir şort, üzerinde ise göğüslerini neredeyse tamamen gösteren bir bluz
giymiş olan bir bayan vardı. Alinin karısı olmalıydı bu. Mutfaktan balkona sızan ışık onu adeta bir güneş tanrıçası gibi göstermekteydi. Vücudunun güzelliği her hücremi titretti. O da benim gibi sigara içiyordu. Eğilip bir iyi akşamlar dilesem mi diye düşünürken, oturduğu sandalyeden küllüğe meyletti ve o sıra şortunun altındaki gizli hazinenin bir kısmını görmüş oldum. İçinde siyah renkte bir tanga vardı ve çatala doğru olan kısmı dantelliydi. Ben artık konuşabilecek durumda değildim zaten ve adeta süzülürmüş gibi mutfağa geçti, ışığı söndürdü. Bütün gördüklerim hafızama kazınmıştı, ekleme yaktığım diğer sigaramla onu sikmenin planlarını yapmaya başlamıştım bile. Bunun için en iyi yol Türk adetlerini kullanarak, gelen tabağın boş döndürülmemesi olabilirdi.

Bir sonraki gün izinliydim, öğlene doğru kalkıp marketten irmik tatlısı yapmak için malzeme almaya gittim. Yemek konusunda gayet maharetliyimdir. Malzemeleri alıp bir an önce işe koyuldum. Yaklaşık yarım saat sonra tatlım hazırdı. Hemen üzerimi giyindim ve alt katın kapısını çaldım. Evde olduğunu biliyordum, çünkü Ali ile konuşurken eşinin çalışmadığını öğrenmiştim. Kapıyı çaldım, açtı. Öylece kalakalmıştım. Üzerinde dün akşam gördüğüm kıyafetler vardı. Küçük bir gülümsemeyle, üst komşuları olduğumu söyledim ve kendimi tanıttım. Gönderdiği sarmaların ne kadar lezzetli olduğunu söyleyerek iltifatlar yağdırmıştım. Kapı muhabbetimiz iyice derinleşti.

Yaklaşık 15 dakikalık kapı sohbetimizde ben devamlı göğüslerine bakıyordum. Aslında onu çılgınlar gibi arzuluyordum o an, ama bir anda üzerine saldıramazdım. O da göğüslerine baktığımı fark ediyordu ve konuşurken iyice ön plana çıkartmaya çalışıyordu. Benim aletim kazık gibi olmuştu bile. Onun da benim aletime bakmaya başladığını fark ettim. Çok büyük bir aletim yok aslında, 17 cm, ama biraz kalın, yani üzerimdeki eşofmandan rahatlıkla belli oluyordu, ama umurumda bile değildi. Ben onun göğüslerine, o benim aletime bakmayı sürdürerek devam ediyordu sohbetimiz. Bir an sonra içerden telefonu çaldı ve içeri geçti. Kapı açıktı. Acaba içeri girip onu çılgınlar gibi siksem mi diye düşünürken terlemeye başlamıştım bile…

15-20 saniye sonra gelip, bana teşekkür etti, elinde telefonu vardı. Ben de teşekkür ederek evime çıktım, ama onu halen çılgınlar gibi arzuluyordum. Aradan yarım saat geçmişti ki, kapı çaldı. Açtım, o idi. Beni az önce beni kovar gibi gönderdiği için özür diledi ve “Bana ikram edebileceğin bir çayın var mı?” diyerek içeri girdi. İşte, onu çılgınlar gibi sikeceğim an geldi dedim içimden, buyur ettim ve ocağa su koydum. Evin yapısından konuşmaya başladık. Bana, “Senin odan neresi?” dedi. 3 oda da yan yana bizim evde, gösterdim, benimki kapıya en uzak olandı. “Anlamalıydım!” dedi. “Neyi?” dedim. “Kocam her zamanki gibi yorgun bir halde götünü dönüp yatıp uyurken ben bazı geceler senin sevişme seslerinden uyuyamıyorum, ama neyse…” dedi. “Devam et!” dedim. “Yatak odama gelen seslerinizle azıyorum!” dedi.

(Benim de arada gidenim gelenim olur hani). “Kusura bakma, bi dahakine ya daha sessiz yaparım, ya da seni de çağırırım!” dedim. İkimiz de hafifçe güldük. Aslında ikimiz de istiyorduk bunu, ilk hamleyi beklemekteydik. Evde sadece poşet çay vardı, yaptım ve geldim. O salonda koltukta oturmuş beni bekliyordu. Ben onun o göğüslerine, o benim aletime bakıyorddu. Elimde çay varken saklayamazdım, zaten saklamak isteyen kim ki 🙂 Çayı üzerine iyice yaklaşarak verdim, sikim neredeyse ağzına girecekti. O da heyecanlandı. Sonra yanına geçip oturdum, göğüslerini daha iyi görebilmek için. Konuşmaya devam ettik. Konu seks idi halen. Ben ona kocasıyla ne sıklıkta yaptığını sordum. “Haftada 1!” deyince, “Ooo, senin işin çok zor öyle bir tiple! Ben evli olmadığım halde haftada en az 2-3 kez yapıyorum!” dedim, güldük. “Zaten şu sizden gelen seslerle mastürbasyon yaparak tatmin ediyorum kendimi!” dedi…

“Senin gibi güzel bir kadına yazık olmuş!” dedim. “Bence de, ama yaptım bir kere böyle bir hata işte…” dedi. Artık dayanamıyordum, onu deliler gibi sikmek istiyordum ve şu an avuçlarımın içindeydi. “Evet, hangimiz hatalar yapmıyoruz ki?” diyerek elimi yavaşça bacağına koydum. Onu sikmek istediğimi hissettiği için biraz ürktü, “Çok hızlısın!” dedi. “Senin için deliriyorum!” dedim ve elimi yavaşça bacak arasına götürmeye başladım. Bacakları o kadar güzeldi ki, daha eşofmanımın içindeyken boşalacaktım. Elimi amına götürürken tuttu ve kendisi götürdü, iyice bastırdı amına. Göz göze bir haldeyken öpüşmeye başlamıştık. Kendimi o kadar iyi hissediyordum ki, onu birazdan deli gibi sikecektim. Deliler gibi öpüşürken elimi şortunun içine soktum, amı pürüzsüzdü. Elimi amına iyice sürtmeye, klitorisi ile oynamaya başladım…

“Hadi şu meşhur odanın marifetlerini bana da göster!” dedi. O önde, ben arkada odama gidiyorduk. Kalçaları taş gibi duruyordu. Odama geçtik, üzerindeki bluzu ve südyeni çıkarttım, göğüsleri o kadar diri duruyordu ki anlatamam. Yalamaya başladım göğüslerini. O da tişörtümü çıkarttı. Deliler gibi sevişiyorduk. Yavaşça şortunu ve tangasını indirdim. O an gelmişti artık ve amını yalamaya başladım. Amının dudaklarını bir vantuz gibi emiyordum. Sulandı 2 dakikada, boşaldı. Sularının hepsini yaladım…

Sıra ondaydı, eşofmanımı ve donumu çıkardı, sikimle yüzyüze kalmıştı. “Biraz büyükmüş!” dedi. “O kadar sesi nasıl çıkarttırıyorum zannettin?” dedim. Ağzına almaya başladı. 40 yıllık orospu gibi yalıyordu. O kadar çok sıkıyordu ki, kopartacak zannettim. Elimi kafasına götürdüm bastırmaya başladım. Neredeyse taşşaklara kadar girecektim ağzına. Kötü oldu bir an, “Devam et!” dedim, deli gibi saxo çektiriyordum. “Yeter, yatağa yat!” dedim. Sırtüstü uzandı. Bacaklarının arasından o daracık amına girdiğimde hiç çıkmak istemedim. Deli gibi sikiyordum. Birkaç farklı pozisyonda siktikten sonra, “Boşalacağım!” dedim. “Ağzıma istiyorum!” deyince ağzını spermle doldurdum…

Biraz yatakta uzanıp kendimize geldik. Elleşmeye başladık, benim alet yeniden sertleşmişti. Sıra götündeydi, mutlaka o götü de sikeliydim. Ters çevirdim, anladı, “Ordan olmaz!” dedi. “Neden?” dedim. “Kocam beni hiç götümden sikmedi, acır!” dedi. “Merak etme acıtmayacağım, bana güven!” tarzı laflarla ikna ettikten sonra banyodan vazelini aldım geldim. Sikime ve götüne sürdüm, başını dayadım ve bastırdım. “Ihhhh! Lütfen yapma!” dedi. “Merak etme daha fazla acımayacak!” dedim ve biraz daha ilerledim. Gözyaşı akmaya başladı. Artık dayanamıyordum ve bir anda hepsini kökleyiverdim. Deli gibi bağırdı, iyice ağlıyordu. Fakat ben götüne git gel yapmaya başlamıştım bile. Bir süre sonra acısı zevke dönüştü, artık zevkten inliyordu altımda. “Kocan senin bu götünü nasıl sikmedi, bu göt sikilmez mi hiç?” diyerek pompalıyordum. O da, “Sik aşkım, sik beni!” diye inliyordu. Benim vuruşlarım iyice sertleşmişti ve en sonunda götüne boşaldım.

Ogün banyoda buna birer posta daha amdan götten kaydım, karı müptelam oldu. O hafta 2 kez daha siktim onu. Artık ne zaman istesem kapısındayım, deliler gibi sikişiyoruz!